Başsavcı Ebru Cansu Gülistan Doku dosyasındaki kritik detayları anlattı: Ankara’dan gizli sinyal aldık

4 dk okuma 0
Paylas:

Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, 2020 yılından bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaştı. Cansu, göreve geldiğinde önünde 7 klasörlük bir dosya bulunduğunu, yapılan yeni incelemelerle dosyanın bugün 14 klasöre ulaştığını belirtti.

Soruşturmanın en kritik kırılma noktasının ise Ankara’dan gelen teknik bir veri olduğu bildirildi. Başsavcı Cansu, Gülistan Doku’nun kullandığı telefon hattının Ankara’da bir ilçede sinyal verdiğinin tespit edilmesinin, dosyanın yönünü bütünüyle değiştirdiğini anlattı.

Başsavcı Cansu dosyayı yeniden ele aldıklarını söyledi

Başsavcı Ebru Cansu, dosyayı devraldıktan sonra tüm evrakın baştan sona yeniden incelendiğini ifade etti. Her yeni analizle birlikte soruşturmanın daha somut verilere dayanmaya başladığını belirten Cansu, önceki dönemde yeterince öne çıkmayan bazı detayların yeniden değerlendirildiğini kaydetti.

Cansu’nun açıklamalarına göre soruşturma süreci yalnızca masa başı incelemelerle sınırlı tutulmadı. Teknik veriler, gizli tanık beyanları, baz kayıtları ve resmi evraklar birlikte değerlendirilerek dosyada yeni bir aşamaya geçildi.

Kısıtlılık kararıyla yürütülen süreçte dosya gizli tutuldu

Başsavcı Cansu, soruşturmanın en başında mahkemeden kısıtlılık kararı alındığını ve dosyanın, adliye personeli dahil yetkisiz kişiler tarafından görülmesine izin verilmediğini söyledi. Disiplinli ve kontrollü bir yöntem izlendiğini belirten Cansu, en küçük sızıntıya dahi izin verilmeden önemli bir mesafe kat edildiğini ifade etti.

Bu yaklaşımın, soruşturmadaki delil zincirinin daha sağlıklı kurulmasına katkı sağladığı değerlendiriliyor. Dosyanın uzun süre kamuoyuna kapalı biçimde ilerletildiği ve operasyonel aşamaların kontrollü şekilde yürütüldüğü vurgulandı.

Ankara’daki sinyal dosyada yeni şüphe ağını ortaya çıkardı

Başsavcı Cansu, soruşturmadaki teknik verilerin dönüm noktasını SIM kartın Ankara’da baz vermesi olarak anlattı. Bu sinyalin ardından hat üzerindeki müdahaleler ve bağlantılı kişi ağının mercek altına alındığını belirten Cansu, teknik incelemelerin dosyayı farklı bir hatta taşıdığını söyledi.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre zincirleme analizler, soruşturmayı belirli isimler ve temas ağı üzerinde yoğunlaştırdı. Böylece dosya, ilk yıllarda öne çıkan “intihar” değerlendirmesinden uzaklaşıp daha güçlü şüpheler ekseninde ilerlemeye başladı.

Hastane kayıtlarındaki çelişkiler de incelemeye alındı

Soruşturmada yalnızca baz ve hat kayıtları değil, Gülistan Doku’ya ait sağlık evrakları da yeniden incelendi. Başsavcı Cansu, Polnet kayıtlarında hastane girişine ilişkin iz bulunmasına rağmen, hastane kayıtlarında buna karşılık gelen verinin yer almamasının dikkat çektiğini belirtti.

Bu çelişkinin ardından ilgili resmi kayıtların da soruşturma kapsamına alındığı bildirildi. Sağlık verileriyle ilgili başlığın, dosyanın ilerleyen aşamalarında önemli delil başlıklarından biri olabileceği değerlendiriliyor.

Sahada özel ekiplerle yeni aramalar yapıldı

Dosyanın yeniden açılmasının ardından sahada da kapsamlı çalışma başlatıldı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre JASAT ekipleri, mağaralar ve ormanlık alanlar dahil olmak üzere farklı bölgelerde yeniden arama çalışmaları yürüttü.

Özellikle Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinde yapılan yeni baz analizleri ve saha taramalarının, soruşturmadaki şüpheleri daha da güçlendirdiği belirtildi. Aramaların ana hedefinin ise Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin somut bulguya ulaşmak olduğu kaydedildi.

Dosyada isimden çok delilin izlediği yönün esas alındığı vurgulandı

Başsavcı Ebru Cansu, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında bazı üst düzey isimlere uzanan delil zincirinin ortaya çıkmasının baştan öngörülmediğini söyledi. Ancak elde edilen somut verilerin soruşturmayı adım adım bu noktaya taşıdığını belirten Cansu, dosyada belirleyici olan unsurun yalnızca deliller olduğunu vurguladı.

Cansu’nun açıklamalarında, hukuk önünde herkesin eşit olduğu ve yargının dosyanın kapağındaki isme göre değil, delillerin gösterdiği istikamete göre hareket ettiği mesajı öne çıktı. Böylece soruşturmanın bundan sonraki seyrinde de teknik veri, resmi kayıt ve sahadaki tespitlerin belirleyici olacağı anlaşıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir