DİSK’e bağlı sendikalardan Doruk Madencilik işçilerine destek ziyareti

8 dk okuma 0
Paylas:

Eskişehir’de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding’e ait Doruk Madencilik’te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevine devam ediyor. En az 110 madencinin mağduriyet yaşadığını belirten grevdeki madenci şöyle konuştu:

“2022 yılının 12. ayından itibaren TMSF tarafından Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madenciliğe devredilmiş olan bu işletmede, devir süresince bizim bütün kıdem tazminatlarımız, ihbar tazminatlarımız ve sendikal alacaklarımızın satış esnasında bize verilmesi gerekirken ‘Sizi tüm haklarınızla beraber yeni gelen firmaya devrettik’ şeklinde bir açıklamayla yaşanan bir mağduriyet var. Dolayısıyla TMSF zamanında da biz bu paraları alamadığımız için muhatabımızın Doruk Madencilik işletmesi, Yıldızlar Holding olduğu söyleniyor.

“Bize ödenen paralar, toplam alacaklarımızın 50’de biri bile değil şu anda”

Şimdi 2 ay ve 8 ay arasında farklı farklı, herkesin süresiz izin süreleri farklı olduğu için alacakları, maaş alacakları da söz konusu. Geçen günkü bakanlık toplantısından sonra basına açıklama yapılmış; ‘Maaşların bir kısmını, yani 3 aya kadar olan maaş farklarını yatırdık’ diye. Ama 8 ay maaş alamamış arkadaşlarımız var içimizde. 15 ayda 2 maaş alıp da evini geçindirmek zorunda olan arkadaşlarımız da mevcut. Biz buraya 2 maaş veya 3 maaş için gelmedik. Bize ödenen paralar, toplam alacaklarımızın 50’de biri bile değil şu anda. Biz, alacaklarımız tamamen tahsil edilene, herkesin bakiyesi sıfırlanana kadar bu eylemi sonlandırmama kararı aldık hep beraber arkadaşlarla.

Çünkü bu patronun bize vermiş olduğu sözler… 3 yıl içerisinde, her gün işe girerken bizi yönetenlere, amirlerimize, müdürlerimize ‘Acaba bugün maaş yatacak mı? Bugün hangi ayın maaşı yatacak?’ sorularını sormaktan artık bıktık. Patron tarafından bizzat iş yerine gelip yaptığı açıklamada verdiği sözleri bile yerine getirmeyen, güven noktasında çok sıkıntılı, çok pervasız bir firma olduğu için bizim artık bu sözlere karnımız tok.

“Önceki gün 5 arkadaşımız, bugün sabah itibarıyla 1 arkadaşımız ambulansla hastaneye gönderildi”

Dolayısıyla devlet kanalıyla, Çalışma Bakanlığı olur, Enerji Bakanlığı olur, bunların garantörlüğünde kesin bir talimat verilmediği sürece veya bakiye alacaklarımızın tamamı sıfırlanmadığı sürece bu eylemi devam ettirme kararı aldık. Açlık grevinde olan arkadaşlarımız da açlık grevinin 7. günündeler. Dolayısıyla kritik bir sürece doğru ilerliyorlar. Çünkü ortam, görüyorsunuz, bir park alanı. Her şeye tam dört dörtlük erişemiyoruz; gerekli olan tuza, şekere bunlara erişim sağlayamıyoruz. Sıkıntı yaşayan arkadaşlarımız da var. Önceki gün 5 arkadaşımız, bugün sabah itibarıyla 1 arkadaşımız ambulansla hastaneye gönderildi. Onları da takip ediyoruz.

Biz buradan yetkililerimize sesleniyoruz: Bu sorunu kimin çözdüğü bizi alakadar etmiyor, etmemeli de zaten. Bizim mücadelemiz ekmek ve hak mücadelesi. Bunun üstünde, bundan daha kutsal bir mücadele olduğuna inanmıyorum. Hepiniz emekçisiniz. Ben şimdi buradan size soruyorum: Sizin işverenleriniz size bir ay maaş ödemese siz ne yaparsınız? O yüzden bakiye alacaklarımız sıfırlanana kadar bu işi bırakmayacağız. Yarın saat 12.00’de Enerji Bakanlığı’na yürüyüş planladık. Buradan tüm Ankara halkını da Enerji Bakanlığı’na yürürken bizi uğurlamaya, bizi desteklemeye davet ediyorum.”

“Zengine adalet istediği gibi, fakire adalet istendiği gibi midir?”

Bir madencinin eşi de “Burada gördüğünüz işçi, emekçi arkadaşlarımız, abilerimiz, eşlerimiz var. Burada görünmeyen, maalesef iş yerinden ayrılmak zorunda olan, düzeni bozulan bir sürü arkadaşımız var. Bu kadar kişi haklarını alamadığını söylüyor. Peki bu neden bir suç duyurusu olmuyor? Hâlâ bunu anlamış değiliz. Bu kadar işçinin haklarını alamadığını söylemesi bir suç duyurusudur bizce. Ama hâlâ bu şahıs, ben kendisine ismiyle dahi hitap etmek istemiyorum, gözaltına alınmadı. Ama burada haklarını arayan arkadaşlarımız gözaltına alındı, ifadeleri alındı. Ama bunlara uygulananların hiçbiri o şahsa uygulanmadı. Biz buradan şunu mu çıkarmalıyız: Zengine adalet istediği gibi, fakire adalet istediğiniz gibi midir?” diye sordu.

“İşçiler Ankara’da yalnızca haklarını değil, onurlarını savunuyor”

DİSK’e bağlı 11 sendika yetkilisi de eylemci işçileri ziyaret etti. DİSK’e bağlı sendikalar adına açıklamayı Turgut Dedeoğlu yaptı. Dedeoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün Türkiye’de maden işçilerinin yürüttüğü mücadele, yalnızca bir ücret kavgası değil; sermaye ile emek arasındaki tarihsel çelişkinin en çıplak hâliyle yeniden sahneye çıkışıdır. Doruk Madencilik işçilerinin günlerdir sürdürdüğü direniş, bu düzenin işçiye biçtiği değeri açıkça ortaya koymaktadır. Şirketin kendi beyanıyla dahi ‘ortalama 3 aydır’ ödenmeyen maaşlar, gerçekte çok daha derin bir sömürünün üstünü örtmeye yetmiyor. Ortalama demek, bazı işçilerin 5-6 ay boyunca tek kuruş almadan çalıştırıldığı anlamına geliyor. Bu tablo, sadece bir yönetim zafiyeti değil; bilinçli bir tercihin, yani emeğin sistematik olarak değersizleştirilmesinin sonucudur.

Bugün Doruk Madencilik işçileri Ankara’da yalnızca haklarını değil, onurlarını savunuyor. İşçilerin haklı hak arayışına ‘siyasi sebep’ suçlaması ise işçi sınıfının en meşru taleplerini itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değildir. Oysa gerçek şudur: İşçinin ekmek kavgası siyasetin ta kendisidir. Çünkü siyaset, kimin nasıl yaşayacağını, kimin emeğinin karşılığını alacağını belirleyen bir güç ilişkisidir. Türkiye, Soma Maden faciası gibi acılarla dolu bir madencilik geçmişine sahipken, bugün hâlâ işçilerin en temel hakkı olan ücret için sokaklara çıkmak zorunda kalması, bu düzenin değişmediğini gösteriyor. Yerin altında ölümle burun buruna çalışan işçilerin, yer üstünde açlıkla terbiye edilmeye çalışılması kabul edilemez.

“Doruk Madencilik işçileri kazanırsa, bu sadece onların değil, tüm emekçilerin kazanımı olacaktır”

Devletin bu süreçteki tutumu da tartışmanın merkezindedir. Yıllarca işçilerin emeği üzerinden büyüyen şirketlerin karşısında sessiz kalan, hatta çoğu zaman onları koruyan bir anlayış; söz konusu hak arayan işçiler olduğunda baskıcı bir refleks gösterebilmektedir. Bu çifte standart, yalnızca hukukun değil, vicdanın da askıya alındığını göstermektedir. ‘Çözüm gelmeden ayrılmayacağız’ kararlılığı, Türkiye işçi sınıfının birikmiş öfkesinin ve sabrının ifadesidir. Bu direniş, yalnızca bir işyerine sıkışmış bir mesele değil; taşeronlaşmanın, güvencesizliğin ve örgütsüzleştirmenin yarattığı geniş bir tablonun parçasıdır.

Bugün yapılması gereken nettir: Bu mücadeleyi sahiplenmek, büyütmek ve yalnız bırakmamaktır. Çünkü Doruk Madencilik işçileri kazanırsa, bu sadece onların değil, tüm emekçilerin kazanımı olacaktır. Kaybederlerse, bunun bedelini de yine tüm işçi sınıfı ödeyecektir. Bu nedenle mesele sadece dayanışma değil; taraf olma meselesidir. Ya emeğin yanında durulacaktır ya da sömürü düzeninin sürmesine sessiz kalınacaktır. Doruk Madencilik işçilerinin sesi, Türkiye’de adalet arayan herkesin sesi olmak zorundadır.”

“Yarın Enerji Bakanlığı’na yürüyeceğiz”

Bağımsız Maden İş Sendikası’nın avukatlarında Mert Batur ise “Bugün kamuoyunu manipüle etmek için belli miktarda alacakların yatırıldığı söylendi. Ancak bu, toplamın çok küçük bir kısmı. İşçilerin hiçbir özlük hakkı, kıdem ve ihbar tazminatları, emeklilik hakları ödenmemiş. Hatta icra dosyalarına yatırılması gereken kesintiler bile yatırılmamış. Bu durum, ‘İşçiye her şeyi yaparım, başıma hiçbir şey gelmez’ anlayışıyla hareket edildiğini gösteriyor. Bu güvenceyi kim verdiyse, bugün onların da sorumluluk alması gerekiyor. O yüzden bakanlıkların önüne gidiyoruz. O yüzden Enerji Bakanlığı önünde sabahladık. Yarın yine oraya yürüyeceğiz” diye konuştu.

CHP Çankaya İlçe Örgütü Eğitim Sekreteri Ercan Başal da, “Onurlu bir direniş sürdüren emekçilerin yanında olmak için buradayız. Çok zorlu bir mücadeleyi onurluca sürdürüyorlar. Biz de dünya görüşümüz gereği, emeğin üstünlüğünü savunan, emeğin hakkının alınmasını savunan bir parti olarak, emekçilerin yanında olmanın gerekliliğini hissettiğimiz için buradayız. Her zaman, haklarını alana kadar verecekleri bütün mücadelelerde onların yanındayız; omuz omuzayız ve elimizden gelen bütün desteği vermeye hazırız” ifadesini kullandı.

Kaynak: ANKA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir