Mersin’de 16 yaşındaki Hiranur Aygar’ın ateşli silahla öldürülmesine ilişkin davanın dördüncü duruşması, 24 Nisan’da Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı, Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir ve baro yönetiminin yanı sıra Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Mersin Kadın Dayanışma Komitesi ile Aygar’ın ailesi ve yakınları takip etti.
Tutuklu sanıklar Hüseyin Arda Ş. (19), Mustafa Z. (27) ve Nazmi Ç. (20), duruşmaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.
Savcılık mütalaasında, Hüseyin Arda Ş.’nin “kasten öldürme” ve “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından cezalandırılması talep edilirken, Mustafa Z. ve Nazmi Ç. hakkında ise “delilleri karartma” suçundan ceza istendi.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı 8 Mayıs 2026 tarihine erteledi.
“HTS kayıtları alınmamış, telefon incelemeleri yapılmamış, dijital veriler dosyaya girmemiş”
Davanın dördüncü duruşmasının ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Mersin Kadın Dayanışma Komitesi gönüllü Avukatı Derya Demir, soruşturma sürecine ilişkin 24 Saat’e konuştu.
Demir, soruşturma aşamasında alınan gizlilik kararı nedeniyle dosyada uzun süre hiçbir araştırma yapılmadığını belirterek, “İddianame düzenlendikten sonra dosyaya erişebildik. O noktada gördük ki HTS kayıtları alınmamış, telefon incelemeleri yapılmamış, dijital veriler dosyaya girmemiş” dedi. Telefonlara el konulmasına rağmen mesajlar, fotoğraflar ve diğer içeriklerin incelenmediğini vurgulayan Demir, bu durumun delillerin kaybolma veya yok edilme riskini artırdığını ifade etti.
“HTS kayıtları şüphelerimizi doğruladı”
Demir, talepleri üzerine daha sonra dosyaya giren HTS kayıtlarının kritik bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, “Üç sanığın olay günü ve sonrasında yoğun bir telefon trafiği yürüttüğü anlaşıldı. Bu durum, ‘kazara ateş aldı’ savunmasıyla çelişiyor” diye konuştu. Sanıkların olay sonrası sergilediği davranışların da dikkat çekici olduğunu söyleyen Demir, “Panik halinde hareket ettiklerini iddia ediyorlar ancak ortaya çıkan veriler soğukkanlı bir süreç yönetildiğini gösteriyor” dedi.
“Cinayet büfede işlenmedi”
Olayın gerçekleştiği Mert tekel büfesine ilişkin bulguların da çelişkili olduğunu ifade eden Demir, kamera kayıtlarında yoğun müşteri trafiği görüldüğünü ancak hiçbir tanığın silah sesi duymadığını belirtti. “Mahalle arasında ve işlek bir noktada böyle bir olay yaşansaydı en azından 112’ye bir ihbar yapılırdı” diyen Demir, başından beri cinayetin burada işlenmediğini düşündüklerini söyledi. Duruşmada dinlenen bir tanığın da olay anında silah sesi duymadığını ifade ettiğini aktaran Demir, bu beyanın savunmalarını güçlendirdiğini vurguladı.
Atış artığı ve temizlenen silah
Dosyadaki kriminal bulguların da dikkat çekici olduğunu belirten Demir, yalnızca “delilleri karartma” ile suçlanan sanığın elinde atış artığı bulunduğunu söyledi. “Silahı kullandığını iddia eden kişilerde atış artığı yok, ancak diğer sanıkta var. Bu başlı başına çelişkidir” diyen Demir, silahta hiçbir parmak izine rastlanmamasının da olay sonrası müdahaleye işaret ettiğini belirtti. Demir, “Sanıklar silaha dokunduklarını söylüyor ama iz yok. Bu da silahın organize şekilde temizlendiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“Savcı mütalaayı kopyaladı”
Demir, duruşmalar boyunca ortaya çıkan yeni delillere rağmen savcılığın mütalaasında değişiklik yapmadığını belirterek, “İddianame adeta kopyala-yapıştır şeklinde tekrar edildi. Tüm bu yeni bulgular yok sayıldı” dedi. Üç sanığın da “kasten öldürme” suçundan yargılanması gerektiğini vurgulayan Demir, mütalaaya karşı kapsamlı bir itiraz dilekçesi sunacaklarını açıkladı.
Gizlilik kararlarına eleştiri
Demir ayrıca, soruşturma aşamasındaki gizlilik kararlarının sistematik bir soruna dönüştüğünü savunarak, “Bu kararlar artık delilleri korumak için değil, mağdur tarafın dosyaya erişimini engelleyen bir araca dönüşmüş durumda” dedi. “Baştan itibaren sürece dahil olabilseydik kendi delillerimizi zamanında toplayabilirdik” diyen Demir, özellikle HTS kayıtları ve telefon incelemelerinin soruşturmanın en başında yapılması gerektiğini vurguladı.
“Bu dosya sahipsiz değil”
Sürecin yıpratıcı olduğunu ifade eden Demir, “Normalde sanıkların kendilerini aklamak için çaba göstermesi gerekirken bu dosyada mücadeleyi biz verdik” dedi. Demir, davanın takipçisi olacaklarını belirterek, “Bu dosya sahipsiz değil. Adalet için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Karar 8 Mayıs’ta
Üç sanığın tutuklu yargılandığı davada mahkeme heyeti duruşmayı 8 Mayıs’a erteledi. Kararın bu tarihte açıklanması bekleniyor.
Muhabir: Tolga Çifci

Bir yanıt yazın