3 Kasım 2026 Salı Ankara 11°C Parçalı bulutlu
SON DAKİKA
Hüseyin Akın Hüseyin AkınTüm yazıları ›
KÖŞE YAZISI

Değişen Dünya ve Geleceğin Belirsizliklerine Bakışımız

2 dk okuma

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken siyasi, ekonomik, bilimsel, teknolojik, toplumsal ve çevresel dönüşümlerin birbirini hızlandırdığı bir döneme girmiştir.

Dünya düzeninin geleceği yalnızca devletler arasındaki askerî ve ekonomik güç ilişkileriyle belirlenmeyecektir. Yapay zekâ, ileri robotik, biyoteknoloji, enerji sistemleri, doğal kaynaklar, iklim değişikliği, nüfus hareketleri, uzay faaliyetleri ve bilgi teknolojileri de insanlığın geleceğini şekillendirebilecek temel unsurlar hâline gelmektedir.

Bu gelişmeler devletlerin egemenlik anlayışlarını, ekonomik sistemlerini, toplumların yaşam biçimlerini ve uluslararası ilişkilerin niteliğini değiştirebilecek güçtedir. Türkiye, coğrafi konumu, nüfus yapısı, tarihsel birikimi, ekonomik ilişkileri, doğal kaynakları ve jeopolitik özellikleri nedeniyle bu dönüşümlerin doğrudan veya dolaylı etkileriyle karşılaşacaktır.

Geleceğin yalnızca bugünkü koşulların devamından oluşacağı varsayılamaz. Bazı gelişmeler aşamalı ilerlerken bazıları mevcut düzenlerde ani ve köklü değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle 2026–2100 dönemi ve sonrası; tek bir kesin gelecek tahmini yerine, farklı ihtimallerin, risklerin ve belirsizliklerin birlikte değerlendirildiği uzun vadeli bir perspektifle incelenmektedir.  21. yüzyıl boyunca uluslararası güç dengelerinin yeniden şekillenmesi, mevcut ittifakların dönüşmesi ve yeni bölgesel güç merkezlerinin ortaya çıkması mümkündür.

Devletler arasındaki rekabet; askerî gücün yanında teknoloji, enerji, finans, kritik madenler, veri altyapıları, ulaştırma koridorları ve uluslararası ticaret ağları üzerinde yoğunlaşabilir.

Büyük teknoloji şirketlerinin, uluslararası finans kuruluşlarının ve sınır aşan ekonomik yapıların etkisinin artması, devletlerin karar alma bağımsızlığına ilişkin yeni tartışmalar doğurabilir. Küresel yönetişim kurumlarının etkisinin zayıflaması veya yeniden yapılandırılması, uluslararası hukukun uygulanmasında yeni sorunlar oluşturabilir.

İşte bu durum karşısında Ülkemizin siyasi  yapısı ele alındığında yukarıda anlatılan gerçekler ve olasılıklar  göz önünde bulundurularak, daha idealist bir siyasi politika uygulamak gerekir.

Olaylara bu açıdan baktığımızda Türkiye açısından  karşımıza çıkacak olumsuz  etkileri  de bilmek ve bu etkilerin başında da  Jeopolitik baskıların, uluslararası anlaşmazlıkların, bölgesel istikrarsızlıkların yanı sıra ticaret güzergâhlarının değişmesinin ve dış politika alanında yeni bağımlılık ilişkilerinin  geldiği gözlenerek  tedbirli ve dikkatli gitmek gerekir.

HÜSEYİN AKIN

GENEL BAŞKAN