Özcan KartalYazar-Tüm yazıları ›
SEVGİNİN ŞİFASI VE RUHUN PUSULASI
İnsanın en kadim ve en zorlu yolculuğu, dış dünyanın labirentlerinde değil, kendi ruhunun derin kıvrımlarında başlar. Hayatın en derin kırılma noktaları, bir şeyi kaybetmekten ziyade; büyük bir fedakarlıkla bağlandığımız insanların hayatında sandığımız kadar değerli olmadığını, verdiğimiz sevginin aynı karşılığı bulmadığını fark ettiğimiz o hüzünlü idrak anlarında gizlidir. Oysa sevgi, insanın kendinden tamamen vazgeçtiği bir tükeniş olmamalıdır; aksine, içsel konforu korumak ve her şeyin bir ölçüsü olduğu gibi sevginin de bir denge sınırı olduğunu bilmek gerekir. İnsana hak ettiği kadar değer vermek; ne bir eksik ne bir fazla...
Birine hak etmediğinden fazlasını yüklemek, ruhun merkezine yabancı ve taşıyamayacağı bir ağırlık indirmektir. Sevgi, karşılıklı akmadığında insanı tüketen kurak bir çöl kumuna dönüşür; oysa doğru akıtıldığında hem kişinin iç dünyasını şifalandıran hem de insanlığı güzelleştiren en büyük iyileştirici güçtür.
Bu hassas dengede, hayatın maskeli niyetleriyle ve zaman zaman kalbi yoran yıpratıcı tutumlarla karşılaşmak kaçınılmazdır.
Hayat bazen bilinçli bir bencil tercihle etrafındakileri tüketmek isteyen karanlıkları da çıkarır karşımıza; onları değiştirmeye çalışmak su üstüne yazı yazmak gibidir. Yaşanan zorluklar her ne kadar can yaksa da, o toksik bağları koparıp öz benliğe dönmek insanı kendi hakiki merkezine ve içsel adaletine kavuşturur. Çünkü insan, zihninde ve kalbinde kurduğu dünyayı yaşar; hayatımız, düşüncelerimizin ve sevgiye yüklediğimiz anlamın bir eseridir. Neye odaklanır, kalbimizi hangi duyguyla beslersek hayatımız o yöne akar.
İşte tam da bu noktada sevgiyi iyileştirici ve dönüştürücü bir merhem haline getirmek gerekir.
Gönül verdiklerimizi en iyi zor günümüzde tanırız; çünkü kırılan insan değişir, değişen uzaklaşır, uzaklaşan gider. Hayat bir başkasıyla yarışma yeri değildir; en güzel yarış, insanın dünkü kendini aşmasıdır. Sevgi, başkalarını tüketmek ya da onlardan üstün gelmek için değil; insanın kendi içindeki karanlığı eritmesi ve evrensel bir şefkatle hem kendine hem de insanlığa el uzatması için vardır.
Geçmişin pişmanlıklarına takılmak yerine kalan zamanı ruha iyi gelenlere adamak, yüreği intikam ve haksızlık yükünden arındırmak gerekir. Hayat, aynı dille konuştuğunla değil, yürek dilini bilenle güzeldir. Kalbi kırılan ve haksızlığa uğrayan insan için en büyük sığınak; sevgiyi saf haliyle yaşamak, intikam yükünü omuzlarından atmak ve içsel adaletle özgürleşmektir. Çünkü sevgi iyileştirir; sevgi, hem yaralı bir ruhu ayağa kaldırır hem de insanlığın ortak vicdanına yeniden nefes aldırır.
Yunus Emre'nin asırlar ötesinden kalplere nakşettiği o büyük hakikat gibi:
Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.
Hoşçakalın dostça kalın sevgiyle kalın. Sevgilerimle...
Özcan kartal