Ankara

Ankara’nın eski sofra kültürü Gazeteciler Cemiyeti’nde yad edildi

Gazeteciler Cemiyeti, Ankara'nın köklü meyhane kültürünü ve eski sofra adabını mercek altına alan "Meşeden Neşeye" başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Sektör temsilcilerinin ve yazarların katıldığı buluşmada, Başkent'in toplumsal hafızasında yer...

5 dk okuma 0
Paylas:

Gazeteciler Cemiyeti, Ankara’nın köklü meyhane kültürünü ve eski sofra adabını mercek altına alan “Meşeden Neşeye” başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Efe Rakı sponsorluğunda düzenlenen buluşmada, Başkent’in toplumsal hafızasında yer eden mekanların kültürel boyutu ve geleneksel sofra disiplini konuşuldu. Geceye cemiyet üyeleri, yazarlar ve çok sayıda davetli katılım gösterdi.

Etkinlikte Avukat Ünsal Aktaş, Şair Ömer Faruk Uçman, Araştırmacı yazar Şefika Onur Batmaca ve Efe Rakı temsilcisi Murat Karahan konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, Ankara’nın geçmişteki sosyal dokusunu, eski mekanların nezaket kurallarını ve rakı kültürünün tarihsel yolculuğunu katılımcılarla paylaştı. Programda ayrıca meşe fıçı üretiminin detayları ve bu yöntemin geleneksel içki kültüründeki yeri üzerine sunumlar yapıldı.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 16.16.59 (2)

Program kapsamında söz alan konuşmacılar, geçmiş dönem Ankara mekanlarının yalnızca eğlence yerleri olmadığını, aynı zamanda birer okul niteliği taşıdığını vurguladı. Sofralardaki nezaket kurallarının ve entelektüel derinliğin önemine dikkat çekilen konuşmalarda, toplumsal iletişimin bu mekanlardaki rolü üzerinde duruldu. Etkinliğe katılan konuşmacılar, eski Ankara’nın sosyal dokusunu koruyan geleneklerin günümüze aktarılmasının önemini belirtti.

“Eski Ankara mekanlarının sofralarında tam bir demokrasi vardı”

Şair Ömer Faruk Uçman, eski Ankara mekanlarının en önemli özelliğinin hoşgörü ve saygı ortamı olduğunu dile getirdi. Bu mekanlarda kimsenin dış görünüşü veya maddi imkanlarıyla yargılanmadığını belirten Uçman, herkesin birbirini sabırla dinlediği bir entelektüel kimliğin hâkim olduğunu ifade etti. Uçman, bu sofraların Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerin özgürce konuşulduğu sofralarıyla benzerlik taşıdığını aktardı.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 16.17.05 (3)

Uçman, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Eski Ankara mekanlarının sofralarında tam bir demokrasi vardı. Herkes başkalarını rahatsız etmeden istediği gibi davranırdı. Sabır ve hoşgörüyle dinlenilir, kesinlikle kimse aşağılanmazdı. Kısaca entelektüel bir kimliğin paylaşıldığı bu mekanlarda giysi markası veya araba modeli ön plana çıkmaz, fikirler açıklıkla konuşulurdu. Seksen iki yaşıma kadar, içkinin adabıyla kullanılmadığında aileye ve topluma ne kadar zarar verdiğine dair birçok örnek gördüm ama eskiden bu mekanlarda içki küfelik olmak için değil, sosyal iletişime ve kültürel ortamlara aracılık etmesi için vardı”

“Bizim hikayemiz Mustafa Kemal Atatürk ile başladı”

Efe Rakı temsilcisi Murat Karahan, markanın kuruluş süreci ve ürünlerin tarihsel arka planı hakkında bilgi verdi. Rakı tarihine yönelik yürüttükleri araştırmalardan bahseden Karahan, 1930’lu yıllara dayanan bir anekdotu katılımcılarla paylaştı. Karahan, üretim aşamasında kullanılan meşe fıçı yönteminin tarihsel kökenlerini ve sektördeki değişimleri anlattı.

Murat Karahan, ürünlerinin isim hikayesini ve üretim detaylarını şu sözlerle anlattı: “Sarı Zeybek dediğimizde aklımıza gelen ilk isim Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bizim de hikayemiz onunla başladı. Araştırmacı yazar Nedim Atilla ile yaptığımız çalışmalarda, 1930’lu yıllarda Atatürk’ün Atatürk Orman Çiftliği’ni (AOÇ) ziyareti öncesinde, kendisi için rakının meşe fıçılarda dinlendirildiğine dair bir bilgiye ulaştık. Bu tarihi bilgiden yola çıkarak rakımızı meşe fıçılarda dinlendirmeye başladık. Bugün piyasadaki her dört rakıdan biri meşe fıçı görmüş durumda. Üç farklı tip meşe fıçıda altı ay boyunca dinlendirilen ürünlerimizle bu kültürü yaşatmayı amaçlıyoruz.”

Whatsapp Image 2026 04 25 At 16.16.58

“Ankara’nın sofra adabı bir nezaket okuluydu”

Avukat Ünsal Aktaş, Ankara’nın eski meyhane ve sofra kültürünün kendine has kuralları olduğunu ve bu kuralların birer toplumsal eğitim niteliği taşıdığını vurguladı. Mekanların sadece yemek yenilen yerler olmadığını, aynı zamanda şehrin beyefendilik ve hanımefendilik standartlarını belirlediğini ifade eden Aktaş, günümüzde bu estetik anlayışın korunması gerektiğini belirtti.

Aktaş, Başkent’in geçmişteki sosyal yaşamına dair şu ifadeleri kullandı: “Ankara’nın sofra adabı aslında kendi içinde bir nezaket okuluydu. O dönemlerde bir mekâna girdiğinizde kimin nerede oturacağı, nasıl konuşacağı ve kadehini nasıl kaldıracağı yazısız ama herkesçe bilinen kurallara bağlıydı. Bu sofralarda yüksek sesle konuşulmaz, kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Eski Ankara mekanları, insanların sadece karınlarını doyurduğu değil, birbirlerine saygı duyarak sosyalleştiği çok özel alanlardı. Bugün bu kültürel mirası konuşuyor olmak, şehrin hafızasını tazelemek adına büyük önem taşıyor.”

Whatsapp Image 2026 04 25 At 16.17.05 (1)

Araştırmacı yazar Şefika Onur Batmaca, mutfak kültürünün ve sofra alışkanlıklarının bir şehrin kimliğini oluşturan en güçlü unsurlardan biri olduğunu dile getirdi. Ankara’nın Cumhuriyet ile birlikte modern bir sofra kültürü geliştirdiğini kaydeden Batmaca, bu geleneklerin deşifre edilmesi ve gelecek nesillere aktarılmasının bir kültürel sorumluluk olduğunu savundu.

Batmaca, konuşmasında konuya dair, “Mutfak kültürü bir şehrin kimliğini yansıtır ve Ankara bu konuda çok köklü bir birikime sahiptir. Özellikle Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Ankara sofraları, modernleşmenin ve medeniyetin simgesi haline gelmiştir. Bu sofralarda sadece yemekler değil, sanat, edebiyat ve siyaset de harmanlanırdı. ‘Meşeden Neşeye’ gibi etkinlikler, bu derinliği anlamamıza yardımcı oluyor. Eskinin o vakur ve bir o kadar da keyifli meyhane kültürünü, bugünün modern dünyasıyla doğru bir zeminde buluşturmamız gerekiyor” sözlerini aktardı.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 16.16.58 (1)

Muhabir: Cemre Polat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir