Gazeteciler Cemiyeti’nde Merdan Yanardağ ile dayanışma: “Bu kavgayı kazanacağız”

9 dk okuma 0
Paylas:

Gazeteciler, halen cezaevinde tutulan gazeteci Merdan Yanardağ ile dayanışmak için, “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği” adlı son kitabını, Gazeteciler Cemiyeti’nde imzaladı. Merdan Yanardağ’ın cezaevinden gönderdiği ve asla yılmayacağını ifade ettiği mektubunu eşi Sevim Kahraman Yanardağ okudu. TELE1’in satışını “çökme operasyonu” olarak nitelendiren Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ise ölünceye kadar Merdan Yanardağ’ın özgürlük mücadelesinin ön saflarında olacağını söyledi.

İmza etkinliğinde, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, TELE1’in kapatıldığı dönem Ankara Temsilcisi olan gazeteci Zeynel Lüle ile gazeteciler Ünsal Ünlü, Semra Topçu ve İnan Demirel, Yanardağ’ın son kitabı “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği”ni imzaladılar. Etkinliğe çok sayıda gazetecinin yanı sıra, eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ve Merdan Yanardağ’ın avukatı Selin Nakipoğlu ile Gazeteciler Cemiyeti yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Bu etkinliğin Merdan Yanardağ için bir destek, “yanındayız” dokunuşu olduğunu kaydeden Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, “Türkiye’nin en önemli düşünürlerinden, bence en önemli siyaset yorumcularından, akademisyenlerinden Merdan Yanardağ’ın casusluk gibi saçma sapan bir gerekçe ile tutuklu bulunmasını, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak iki bine yakın üyem adına şiddetle protesto ediyorum” dedi.

İmza Nazmi Bilgin1

Başkan Nazmi Bilgin: TELE1’e çökme operasyonu

TMSF’nin TELE1’i satışa çıkarmasını da “TELE1’e çökme operasyonu” olarak nitelendiren Nazmi Bilgin, “Türkiye’nin bütün demokratlarının bu konuda direnç göstermesini bekliyorum” dedi. Belirlenen satış fiyatının belki üç-dört aylık maaş tutarı kadar bile olmadığının altını çizen Bilgin, “Bu en azından edebe, adaba ve ahlaka aykırı bir davranış. Bunu kabul etmemiz asla ve asla mümkün değildir” diye konuştu.

Nazmi Bilgin Sevim Kahraman Yanardag

Bugün yüreklerinden gelen dayanışmayı, çok değerli altı arkadaşları ile imzalarıyla göstereceklerini belirten Bilgin, “O’na diyeceğiz ki ‘yanındayız’, ‘her zaman yanınızda olduğumuzu bilin’ diyeceğiz. Ve diyeceğiz ki, ne sizi, ne TELE1’i kurda kuşa yem etmeyeceğiz. Bu bizim asli görevimiz” dedi.

Bunun, Türkiye’deki bütün demokratların, basın özgürlüğüne, demokrasiye, insan haklarına inananların ortak mücadelesi olması gerektiğini belirten Bilgin, imza için gelen gazeteciler teşekkür etti. Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ’a da özellikle teşekkür eden Bilgin, “O bir direnişin, bir dayanışmanın örneği” dedi.

İmza Nazmi Bilgin2

“Bu kavgayı kazanacağız”

Merdan Yanardağ’ın öz kardeşi kadar sevdiği, dostluğuna mazhar olduğu birisi olduğunu belirten Bilgin, “Ben ölünceye kadar O’nun özgürlük mücadelesi ile ilgili kavganın ön saflarında olmaya devam edeceğim. Yanımda sizler olduğu sürece de hiç şüphesiz bu kavgayı kazanacağız” diyerek katılımlarından dolayı herkese teşekkür etti.

Imza Zeynellüle

Zeynel Lüle: O kadar dik duruşu var ki

TELE1’in eski Ankara Temsilcisi, TELE2’den gazeteci Zeynel Lüle de yaptığı konuşmada, bu imza etkinliğinin daha önce Almanya ve Belçika’da yapıldığını, Ankara’da da bugün gerçekleştirdiklerini ifade etti. Gazeteciler Cemiyeti ile Merdan Yanardağ’ın görüşüne kendisinin de gittiğini hatırlatan Lüle şunları söyledi:

“Görüşüne gittiğimizde o kadar dik duruşu var ki inanın biz burada ondan daha çok üzülüyoruz. Ondan daha çok yıpranıyoruz. O, hiçbir şekilde yıpranmamış gözüküyor. O, dik duruşunu sürdürmeye devam ediyor. Sağlığı yerinde, spor yaptığını gayet iyi biliyoruz. Yazılarını zaten devam ettiriyor, okuyoruz. Biz ona cesaret vereceğimize o bize cesaret veriyor. Özgürlüğünü bir an evvel bekliyoruz.”

Yanardağ’ın ilk duruşmasının 11 Mayıs’ta olacağını da hatırlatan Lüle, “Umarım 11 Mayıs’ta serbest bırakılır, tahliye olur. Çünkü tamamen saçma sapan, uyduruk bir suçlama nedeniyle içeride” dedi.

Zeynel Lüle-2

“Kimse inanmıyor zaten. Merdan Yanardağ gibi birisinden casus çıkmaz. Amaç, hem Merdan Yanardağ’ı susturmak hem de TELE1’e çökmekti. Bunu gerçekleştirdiler. Şalteri indirdiler haberlerin yarısında. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olay gerçekleşti ve bu olay da devam ediyor. Merdan Yanardağ’ın daha hakim karşısına çıkmamasına rağmen TELE1’i satışa sundular. Böylesine bir durum söz konusu ama biliyorum ki sizler, bizler hiçbir zaman susmayacağız” diyen Lüle, yollarına nasıl devam ettiklerine ilişkin de şunları söyledi:

“TELE2’yi kurduk, devam ediyoruz”

“TELE2’yi kurduk, devam ediyor. Gayet de iyi devam ediyor, sizlerin desteğiyle. Ona da çok çökerlerse TELE3 var. Milyona kadar ya da sonsuz sayılara kadar gider bu iş… Bir kişi kalıncaya kadar bunu sürdüreceğiz, emin olun, sizlerin desteğiyle, dayanışma duygularıyla.”

Sevim Kahraman Yanardağ

Daha sonra söz alan Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ da “Merdan’ın bir mektubu var. Onu okuyacağım. Zaten gündemi ve kendini epey bir değerlendiriyor orada. Ama bu dayanışma için çok teşekkür ediyorum. Çünkü biz dışarıda yakınları olarak gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz. Hiç kolay değil. Tahmin ettiğiniz üzere biz bunu yaşıyoruz oğlumla çevremizle birlikte. Hepimiz bundan payımızı alıyoruz. Ama bugünleri de aşacağız. Yani bu artık kaçıncı dayanışma imzamız bilmiyorum. Epey çok oldu. İyi ki varsınız” diye konuştu.

Sevim Kahraman Yanardağ daha sonra eşi Merdan Yanardağ’ın Silivri Cezaevinden gönderdiği mektubu okudu. Mektup şöyle:

“Teslim olmadık ve olmayacağız”

“Gazetecilik kurumu ve ahlakını savunmak… Silivri’den bütün dostlarımıza, meslektaşlarıma ve katılımcılara öncelikle bu dayanışma etkinliğini düzenleyen Gazeteciler Cemiyeti’ne çok teşekkür ediyorum. Üyeleri olmaktan onur duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Dayanışma, zorbalığa karşı mücadelede bize güç veriyor. Cezaevindeki bir fikir suçlusu ve bir gazeteci için büyük anlam taşıyor. Var olun… Bildiğiniz gibi yalan ve iftiraya dayalı bir casusluk kumpası ile televizyon kanalına el koyarak, beni ve arkadaşlarımı susturmak istediler. Bizi, susturamadılar. Boyun eğmedik. Hani şairin dediği gibi ‘Mesele esir düşmek değil, teslim olmamaktır.’ Teslim olmadık ve olmayacağız.

“Amaç TELE1’e el koymaktı”

Demokratik hak ve özgürlükleri, gazetecilik temel ilkelerini ve etik değerlerini savunmaya devam edeceğim, ediyoruz da. Casusluk kumpasının temel amacı TELE1’e el koymaktı, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmaktı. İkinci olarak da Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimleri lekeleyerek, muhalefetin en önemli temsilcisini oyun dışında bırakmaktı. İmamoğlu için de casusluktan yedek bir tutuklama kararı çıkardılar. Vatandaşlık haklarını kullanmayı, demokratik hak ve özgürlüklere uygun davranmayı, örneğin siyaset yapmayı suç saymaya kalkışıyorlar. İnanılır gibi değil… AKP’ye karşı seçim kazanmak ya da muhalefet yapmayı suç diye kataloglamaya kalkışıyorlar. Bize açtıkları dava ve yürüttükleri soruşturmalar yoluyla bu yönde bir içtihat oluşturmaya çalışıyorlar. Bir diktatörlük hukuku kurmaya yöneliyorlar. Türkiye gerici, faşizan, bir diktatörlüğe sürükleniyor. İktidar toplumdan yeni bir rıza üretemiyor. Bu nedenle devletin baskı aygıtlarını kullanarak muhalefeti bastırmaya çalışıyorlar.

Mektup Sevim Kahraman Yanardağ

“Bir yol temizliği yapacaklardı”

Bu amaçla gazetecileri etkisiz hale getirmeye, bağımsız ve muhalif basını tasfiye etmeye yöneliyorlar. İşte iktidarın kurmayı hedeflediği rejimin yolunu televizyon kanalının var olduğu koşullarda döşemesi çok zordu. Bir yol temizliği yapacaklardı. Televizyona el koyarak, beni tutuklayarak aslında bütün gazetecilere göz dağı vermek istediler. Muhalif medyaya ayar çekmeyi amaçladılar. Bunu bir ölçüde de yaptıklarını ne yazık ki görüyoruz. Başaramayacaklar. Asıl hedeflerine hiçbir zaman ulaşamayacaklar. Bunu onlar da biliyor olmalı ki birkaç gün önce yapılan bir duyuru ile TELE1’in yok pahasına TMSF tarafından satışa çıkarıldığı açıklandı. TELE1, 3 aylık işletme giderinden daha düşük bir fiyata 28 milyon Türk lirasına ihaleye çıkarılıyor. Emeğimiz yağmalanmaya, yandaşlara peşkeş çekilmeye kalkılıyor. Baskıyla, tutuklamayla, kayyımla bizi teslim alamayınca şimdi de emeğimiz, kuruluşumuz yağmalanmak isteniyor.

“Bizi satın almayı denediler, yapamadılar”

TELE1, en büyük ve en çok izlenen dört haber kanalından biriydi. Büyük başarı kazanmıştı. Kaldı ki TELE1, ticari bir kuruluş değildi, kar amaçlı bir faaliyet yürütmüyordu. Medyadan imtiyaz sahipliği gazeteciler olan, gazeteciler tarafından kurulan ve yönetilen tek televizyon kanalıydı. Bizi satın almayı denediler, yapamadılar. Bir sosyal medya mesajımla bu hafta ayrıntılarını anlattım. İhaleye çıkardıkları fiyatın 10-15 katı verildiği halde satmadık. Eğer satsaydık bugün belki de Silivri’de olmayabilirdik.

Kitapimza2

“Kazanamayacaklar”

Ardından diğer gazeteci arkadaşlarımızın tutuklanmaları geldi. İsmail Arı ve Alican Uludağ‘ın tutuklanması da TELE1 üzerinden başlatılan saldırının bir devamıdır. Ancak kazanamayacaklar. Onları yenilgiye uğratacağız. Zorbalığa, gericiliğe ve faşizme boyun eğmeyeceğiz. Bu kumpası da bozacağız. Haksız ve halktan yana gazeteciliğin bayrağını yükseltmeye devam edeceğiz.

Kitap Imza3

“Bütün tiranlar bir gün yıkılıp gidecek”

Özgür basını, toplumun doğru bilgiye ve habere ulaşma hakkını savunmayı sürdüreceğiz. Bunun için tek bir şeye ihtiyacımız var: birlik, dayanışma ve cesaretle mücadele etmek. Bu yeniden demokrasiyi kazanmanın tek yoludur. Bütün tiranlar, Victor Orban gibi bir gün yıkılıp gidecektir. Hiçbir yalan gerçeklerden daha güçlü değildir. Biz bu nedenle güçlüyüz ve biz kazanacağız. Etkinliğe katılan bütün dostlarımızı sevgiyle kucaklıyorum.”

Kitap Imza5

Daha sonra etkinliğe katılan gazeteciler, Merdan Yanardağ’ın son kitabı “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği: Devrimci Bir Çıkış İçin Sosyolojik ve Siyasal Etütler” kitabını Merdan Yanardağ adına imzaladı.

Kitapimza4

Muhabir: Sultan Özer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir