SON DAKIKA
Özel Haber

“Toplumsal huzurun, adaletin ve merhametin korunması için topyekûn bir sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerekir”

2 dk okuma 0
Paylas:

Sesli Haber

0:00



Doğru İnsanlar Dayanışma  ve Düşünce Derneği ( Dİ -DER) Kurucu Üyesi Fethiye Aykol

“Toplumsal huzurun, adaletin ve merhametin korunması için topyekûn bir sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerekir”

Doğru İnsanlar Dayanışma ve Düşünce Derneği (Dİ-DER), son dönemde artan şiddet olayları ve şiddetin medya/dijital mecralar aracılığıyla sıradanlaştırılmasına karşı güçlü bir duruş sergileyerek kamuoyuna açık bir çağrı yayımladı. Dİ-DER Kurucu Üyesi Fethiye Aykol tarafından dernek adına paylaşılan açıklamada; toplumsal huzurun, adaletin ve merhametin korunması için topyekûn bir sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiği vurgulandı.

KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRI

Bir toplumun gerçek gücü, neyi büyüttüğünde, neyi koruduğunda ve hangi değerlerin arkasında durduğunda ortaya çıkar. Bugün hepimizi derinden yaralayan ciddi bir sorunla karşı karşıyayız: Şiddetin giderek daha fazla görünür hale gelmesi, zamanla sıradanlaştırılması ve kimi alanlarda neredeyse olağan bir unsur gibi sunulması.

Oysa şiddet, yalnızca bir görüntü değildir. Şiddet; bir çocuğun ruhunda açılan yara, bir gencin zihninde bırakılan karanlık iz, bir toplumun vicdanında büyüyen sessiz bir yıkımdır. Ekranlardan taşan her olumsuz içerik yalnızca izlenip geçen bir sahne değildir; zamanla duyguları aşındırır, merhameti zayıflatır, insan hayatının değerini gölgeler. Bu nedenle mesele, basit bir yayın tercihi değil; doğrudan toplumsal vicdan, ahlaki sorumluluk ve gelecek meselesidir.

Bugün kendimize şu soruyu açıkça sormak zorundayız: Nasıl bir toplum olmak istiyoruz? Çocuklarımıza korkunun, öfkenin ve duyarsızlığın hakim olduğu bir dünya mı bırakacağız; yoksa sevgiyi, adaleti, merhameti ve insan onurunu yücelten bir gelecek mi kuracağız?

Çünkü bir toplum neyi alkışlarsa, yarın ona dönüşür. Neyi görünür kılarsa, onu çoğaltır. Neyi desteklerse, onu güçlendirir. Bu yüzden şiddeti meşrulaştıran, onu ilginin ve kazancın aracı haline getiren her anlayışa karşı açık, kararlı ve ilkeli bir duruş sergilemek zorundayız.

Bizim ihtiyacımız olan şey; korkuyu büyüten değil umudu çoğaltan, öfkeyi besleyen değil vicdanı güçlendiren, insanı yaralayan değil insanı yücelten bir toplumsal anlayıştır. Bilimi, sanatı, eğitimi, emeği, dayanışmayı, adaleti, merhameti ve ahlaki değerleri öne çıkaran bir duruş; yalnızca bugünü değil, yarını da koruyacaktır.

Bu anlayışın kalıcı hale gelmesi için şu adımların atılması gerektiğine inanıyoruz:

1-Medya okuryazarlığı çalışmaları .

yaygınlaştırılmalıdır.

Aileler, eğitimciler ve gençler; şiddet içeriklerinin psikolojik, sosyal ve ahlaki etkileri konusunda daha güçlü biçimde bilinçlendirilmelidir.

2-Reklam ve destek politikalarında etik sorumluluk esas alınmalıdır.

Kurumlar ve markalar, destek verdikleri içeriklerin toplum üzerindeki etkisini göz önünde bulundurmak zorundadır. Kazanç kadar vicdan da önemlidir.

3-İyiliği büyüten içerikler daha fazla desteklenmelidir.

Dayanışmayı, üretimi, kültürü, eğitimi, başarıyı ve insan hikayelerini öne çıkaran yapımlar daha görünür hale getirilmelidir.

4-Ortak sorumluluk bilinci güçlendirilmelidir.

Bu mesele sadece medyanın değil; ailelerin, eğitimcilerin, sivil toplumun, kamu kurumlarının ve özel sektörün ortak meselesidir. Sessiz kalmak, sorunun büyümesine izin vermektir.

5-Çocuklar ve gençler için koruyucu içerik politikaları geliştirilmelidir.

Özellikle dijital mecralarda yaş gruplarına uygun denetim, rehberlik ve nitelikli alternatif içerik desteği daha yaygın hale getirilmelidir.

Bugün sesimizi yükseltmek zorundayız. Çünkü suskunluk, kimi zaman en tehlikeli onaydır. Şiddeti sıradanlaştıran dile, insanı değersizleştiren yaklaşımlara ve vicdanı geri plana iten anlayışlara karşı hep birlikte “dur” demek zorundayız. Çocuklarımızın tertemiz kalbine, gençlerimizin umut dolu yarınlarına ve toplumun ortak huzuruna sahip çıkmak, hepimizin insanlık görevidir.

Biz, şiddeti değil insanı destekleyen bir duruşun yanındayız. Kaygıyı değil umudu, nefreti değil merhameti, duyarsızlığı değil vicdanı büyüten bir anlayışın yanındayız. İnanıyoruz ki gerçek ilerleme; daha çok kazanan değil, daha çok insan kalabilen bir toplum olabilmektir.

Gelin, şiddeti değil değerlerimizi destekleyelim.

Kazancı değil insanı merkeze alan bir dili hep birlikte güçlendirelim.

Geleceği korkuyla değil vicdanla, sessizlikle değil sorumlulukla, şiddetle değil insanlıkla inşa edelim.

Saygılarımızla,

Fethiye Aykol

Doğru İnsanlar Dayanışma

ve Düşünce Derneği ( Dİ -DER) Kurucu Üyesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir