Müzeyyen YaşarAraştırmacı-YazarTüm yazıları ›
Çocukla Arkadaş mı Olmalı, Ebeveyn mi?
Yazar Müzeyyen Yaşar Çocuklarımzla ilgili görüşlerini anlattı.
Son yıllarda ebeveynlik üzerine yapılan sohbetlerde sıkça duyduğumuz bir cümle var: "Ben
çocuğumun annesi ya da babası değil, aynı zamanda en iyi arkadaşı olmak istiyorum." İlk
bakışta kulağa sıcak, samimi ve modern geliyor. Kim istemez ki çocuğuyla güçlü bir bağ
kurmayı, onun her şeyini paylaşabildiği ilk kişi olmayı? Ancak burada önemli bir soru şudur:
Bir çocuk gerçekten ebeveynini arkadaş olarak mı görmeye ihtiyaç duyar, yoksa ona yol
gösterecek bir anneye ya da babaya mı?
Geçmişte çocuk yetiştirmenin merkezinde çoğunlukla otorite vardı. Kurallar sorgulanmaz,
büyüklerin sözü tartışılmazdı. Günümüzde ise bu anlayışın yerini daha demokratik bir iletişim
aldı. Çocukların fikirlerine değer veriliyor, duyguları dinleniyor ve karar süreçlerine daha fazla
katılmaları destekleniyor. Bu değişim, çocuk hakları ve psikoloji alanındaki gelişmeler
sayesinde önemli kazanımlar sağladı.
Ancak her değişim gibi bunun da zaman zaman dengesi kaçabiliyor. Çocuğunu üzmemek için
"hayır" diyemeyen, sınır koymaktan çekinen ya da sürekli onun onayını almaya çalışan
ebeveynler görülebiliyor. Halbuki arkadaşlık ile ebeveynlik aynı şey değildir. Arkadaşlar
birbirine eşit konumdadır; ebeveyn ise çocuğun güvenliğinden, gelişiminden ve aldığı
kararlardan sorumlu olan kişidir.
Çocuklar yalnızca sevgiye değil, aynı zamanda sınırlara da ihtiyaç duyar. Bu ilk bakışta çelişkili
gibi görünse de aslında tam tersidir. Kurallar, çocukların kendilerini güvende hissetmelerine
yardımcı olur. Nerede durmaları gerektiğini bilen çocuklar, hayatın ilerleyen dönemlerinde
sorumluluk alma, sabretme ve hayal kırıklıklarıyla baş etme konusunda daha sağlam adımlar
atabilirler.
Elbette bunun tersi de doğru değildir. Sürekli eleştiren, sadece kuralları hatırlatan ve çocuğunun
duygularını görmezden gelen bir ebeveynlik anlayışı da sağlıklı değildir. Sevginin olmadığı
yerde disiplin baskıya dönüşebilir. Çocuk, korkudan itaat edebilir ama güven duygusu
geliştirmekte zorlanabilir.
Belki de asıl mesele, "arkadaş mı, ebeveyn mi?" sorusunun tek bir doğru cevabının
olmamasıdır. Çocuk, anne ve babasının yanında kendini rahat hissedebilmeli, konuşabilmeli,
hata yaptığında yargılanmadan dinleneceğini bilmelidir. Ama aynı zamanda, gerektiğinde sınır
koyacak, doğruyu gösterecek ve zor kararları alacak bir yetişkinin de varlığına ihtiyaç duyar.
Ebeveynlik, çoğu zaman popüler olmaktan çok sorumlu olmayı gerektirir. Bazen "evet" demek
kolaydır. Asıl zor olan, çocuğun iyiliği için gerektiğinde "hayır" diyebilmektir. O an hoşuna
gitmese bile, uzun vadede ona katkı sağlayacak kararları almak ebeveynliğin en önemli
görevlerinden biridir.
Belki de çağımızın en büyük sınavı, çocuklarımızla aramıza mesafe koymak değildir. Belki de
sevgiyle yakın dururken, rehberlik sorumluluğunu da unutmamaktır. Çünkü çocukların ihtiyacı
olan şey, yalnızca kendileriyle eğlenen bir arkadaş değil; onları anlayan, dinleyen, seven ve
gerektiğinde yön gösteren güvenilir bir anne ya da babadır.
Müzeyyen YAŞAR