2 Kasım 2026 Pazartesi Ankara 10°C Parçalı bulutlu
SON DAKİKA
Müzeyyen Yaşar Müzeyyen YaşarAraştırmacı-YazarTüm yazıları ›
KÖŞE YAZISI

Cumhuriyet: Bir Milletin Gururu, Geleceğin Emanetinflasyonla mücadelede yol haritası

Köşe yazarının Cumhuriyet ile ilgili görüşleri yer alıyor

3 dk okuma

Cumhuriyet… Bir milletin yalnızca kaderini değil, geleceğe bakışını, hayallerini, umutlarını ve
kendi varlığına duyduğu inancı değiştiren büyük bir devrimin adıdır. Kimi zaman bir çocuğun
gözlerindeki umut, kimi zaman bir kadının özgürce attığı adım, kimi zaman bir gencin geleceğe
dair kurduğu hayal, kimi zaman da ay yıldızlı bayrağın altında başını dimdik tutabilen bir
milletin onurudur. Cumhuriyet, yalnızca tarihin belirli bir döneminde kazanılmış bir zafer değil;
bu topraklarda yaşayan her insanın eşit, özgür ve onurlu bir yaşamı hak ettiğine duyulan
inancın, bağımsızlık iradesinin ve bütün imkânsızlıklara rağmen geleceği yeniden kurabilme
cesaretinin en güçlü ifadesidir.
Her şeyin bittiğinin düşünüldüğü, umudun tükenmeye yüz tuttuğu, bir milletin geleceğinin
başkalarının kararlarına bırakılmak istendiği bir dönemde, bütün imkânsızlıklara rağmen ayağa
kalkmayı başaran bir halkın hikâyesidir Cumhuriyet. Yalnızca cephelerde kazanılan zaferlerin
değil, o zaferlerin ardından bir ülkeyi yeniden ayağa kaldırma kararlılığının eseridir. Bu yüzden
Cumhuriyeti anlamak, yalnızca geçmişte yaşananları bilmek değil; verilen mücadeleyi, yapılan
fedakârlıkları ve bütün bunların hangi büyük idealler uğruna gerçekleştirildiğini
kavrayabilmektir.
Cumhuriyetin kıymetini yalnızca geçmişte aramak, onun taşıdığı anlamı eksik bırakmak olur.
Çünkü Cumhuriyet, egemenliğin millete ait olduğu, bireyin hak ve özgürlüklerinin esas
alındığı, aklın, bilimin, adaletin ve eşitliğin yol gösterici olduğu bir gelecek idealidir. Bir kız
çocuğunun eğitiminde, bir gencin kendi geleceğini seçebilmesinde, bir insanın düşüncelerini
özgürce ifade edebilmesinde ve toplumun her kesiminin eşit haklara sahip olması gerektiğine
duyulan inançta Cumhuriyetin izleri vardır. Onu bu kadar kıymetli kılan da geçmişte verilen
büyük bir mücadeleden doğmuş olmasına rağmen bütün gücünü geleceğe duyulan inançtan
almasıdır.
Cumhuriyet sevgisi, yalnızca belirli günlerde dile getirilen güzel sözlerden, büyük bir gururla
söylenen cümlelerden ya da dalgalanan bayraklardan ibaret değildir. Cumhuriyet sevgisi,
hayatın her anında onun temelinde yer alan değerlere sahip çıkabilmektir. Haksızlığın
karşısında adaleti savunmak, cehaletin karşısında bilgiyi yüceltmek, umutsuzluğun karşısında
mücadeleyi seçmek ve bu ülkenin her bir insanının daha güzel bir geleceği hak ettiğini
unutmamaktır.
Bizlere düşen görev, geçmişin büyüklüğünü yalnızca anlatmak değil, o büyüklüğe yakışır bir
gelecek inşa etmektir. Daha çok çalışan, daha çok üreten, bilime ve eğitime önem veren, farklı
düşüncelere saygı duyan, adaleti ve liyakati temel alan bir toplum olabilmektir. Çünkü büyük
fedakârlıklarla kazanılan değerler, yalnızca geçmişte kazanılmış olmaları sayesinde sonsuza
kadar yaşamaz. Onları yaşatan, anlamını bilen, koruyan, geliştiren ve kendisinden sonraki
nesillere aktaran insanların kararlılığıdır.
Benim için Cumhuriyet, yalnızca geçmişe duyduğum bir minnet değil, geleceğe dair taşıdığım
en büyük umutlardan biridir. Bu topraklarda verilen mücadeleyi düşündüğümde hissettiğim
gurur kadar, o mücadeleyi veren insanlara karşı taşıdığım sorumluluğu da hissediyorum. Çünkü
bizlere bırakılan bu ülkenin değerini bilmek, yalnızca onu çok sevdiğimizi söylemekle değil,
ona layık olabilmek için gösterdiğimiz gayretle anlam kazanır.
Cumhuriyet, bir milletin geçmişinden aldığı cesaretle geleceğe yürümesidir. Karanlığın
karşısında aydınlığı, korkunun karşısında cesareti, teslimiyetin karşısında bağımsızlığı,
çaresizliğin karşısında mücadeleyi seçmesidir. Bir insanın başını dimdik tutabilmesi, bir
çocuğun geleceğe umutla bakabilmesi ve bir milletin kendi kaderi üzerinde söz sahibi
olabilmesidir. İşte bu yüzden Cumhuriyetin değeri, yalnızca onu kazananların fedakârlıklarında
değil, o fedakârlıkların bizlere yüklediği sorumlulukta da saklıdır.
Bu sorumluluğun bilinciyle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk
olmak üzere, bağımsızlığımız ve geleceğimiz uğruna mücadele eden bütün kahramanlarımızı
sonsuz saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Onların bizlere bıraktığı bu büyük emanete sahip
çıkmanın, yalnızca geçmişin hatırasını yaşatmakla değil, Cumhuriyetin temelindeki özgürlük,
eşitlik, adalet ve millî egemenlik anlayışını koruyarak ülkemizi her alanda daha ileriye
taşımakla mümkün olduğuna inanıyorum.
Çünkü Cumhuriyet, yalnızca dün kazanılmış büyük bir zafer değil; bugün taşıdığımız
sorumluluğun ve yarınlara verdiğimiz sözün adıdır. Bizler de bu sözün gereği olarak,
devraldığımız mirası korumakla yetinmeyecek, onu gelecek nesillere daha güçlü, daha özgür
ve daha aydınlık bir Türkiye olarak bırakmak için çalışacağız.
Cumhuriyet, geçmişimizin gururu, bugünümüzün ortak değeri ve geleceğimizin en büyük
umududur. Sonsuza dek yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Müzeyyen YAŞAR