0:00
SPD Başkanı Dursun Yıldız, Marmara Gölü’nün kuruma nedenlerine ilişkin yaptığı özel açıklamada, “Sorun yalnızca kuraklıkla açıklanamaz. Havza genelindeki insan etkileri sınırlandırılmalıdır” dedi. Yıldız, “Göle başka kaynaklardan su taşınması tek başına çözüm olmaz. Öncelikle su bütçesini bozan etkenler ortadan kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
MARMARA GÖLÜ İÇİN HAVZA ÖLÇEĞİNDE YÖNETİM ÇAĞRISI
Yıldız, “Göller ve sulak alanlar yalnızca tek başına değil, bağlı bulundukları havzalarla birlikte ele alınmalıdır” dedi. Türkiye’de göl ve nehir havzalarının yönetiminde etkin bir kurumsal yapının bulunmadığını belirten Yıldız, “Bu nedenle mevcut plan ve raporlarda yer alan öneriler uygulamaya geçirilemiyor” diye konuştu.
KURUMA NEDENİ SADECE KURAKLIK DEĞİL
Marmara Gölü’nün kurumasında bölgesel kuraklığın yanı sıra yanlış su politikaları, verimsiz tarımsal sulama, yeraltı suyunun aşırı kullanımı ve plansız müdahalelerin etkili olduğunu belirten Yıldız, “Son 10 yılda tarımsal arazi kullanımı 1,5 kat arttı. Bu durum yeraltı suyu çekimini artırdı ve gölü besleyen doğal akışları zayıflattı” dedi.

GÖRDES BARAJI
Yıldız, “Gördes Barajı’nın yapılmasıyla gölü besleyen Akpınar Kaynağı kurudu” dedi. 2012-2026 yılları arasında barajdaki doluluk oranının düşük seviyelerde kaldığını belirten Yıldız, “Bu nedenle Marmara Gölü’ne bırakılması planlanan çevresel su tahsisi gerçekleştirilemedi. 2026 Nisan itibarıyla doluluk oranının yüzde 40’a ulaşmasıyla su aktarımı mümkün hale geldi” ifadelerini kullandı.
ÖNCE İNSAN ETKİLERİ AZALTILMALI
Marmara Gölü çevresindeki tarım arazilerinde yeraltı suyundan yapılan çekimlerin kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Göllerin korunmasında ilk adım başka havzalardan su taşımak değil, doğal dengeyi bozan koşulları ortadan kaldırmaktır” dedi. Yıldız, “Mevcut baskılar devam ederken yapılacak su transferleri kalıcı sonuç vermeyecektir” diye konuştu.
RADİKAL HAVZA YÖNETİMİ ÖNERİSİ
Yıldız, “Marmara Gölü başta olmak üzere kuruyan göller için havza ölçeğinde planları uygulayabilecek güçlü ve koordineli bir yönetim yapısına ihtiyaç vardır” dedi. Sorunun yalnızca iklim koşulları değil, aynı zamanda su yönetimi politikalarının sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Muhabir: YAREN TEKİN


Bir yanıt yazın