Ankara: Taşın ve İnsanın Şehirle Sınavı

3 dk okuma 0
Paylas:

Bir şehri sadece beton yığınları, caddeler veya binalar olarak tanımlamak, o şehrin ruhuna yapılacak en büyük haksızlıktır. Ankara, benim için sadece bir yaşam alanı, bir bürokrasi merkezi veya bir coğrafi koordinat değil; tam yirmi yıldır her sabah sayfalarımızda nakış nakış işlediğimiz, nefes alan bir “hafıza”dır.

2006 yılında Ankara Şehir Gazetesi’ni kurduğumuzda tek bir gayemiz vardı: Ankara’nın gri duvarları arasında kaybolan hikayeleri, unutulan semt kültürünü ve başkentin o kendine has, vakur duruşunu okurla buluşturmak. Ankara, bozkırın ortasında yükselen bir medeniyet kalesidir. Ancak bu kale, dışarıdan bakıldığında sadece soğuk bürokrasiyle anılsa da, iç dünyasında samimiyetin, dayanışmanın ve köklü bir Cumhuriyet birikiminin izlerini taşır.

Biz bu gazetenin satır aralarında, sadece siyasi kararları değil; Kızılay’da yürüyen öğrencinin hayalini, Ulus’un dar sokaklarındaki zanaatkarın emeğini, Çankaya’nın tepelerinden esen rüzgarın taşıdığı sesi anlattık. Bir yerel gazete, bir şehrin aynasıdır. Eğer o ayna çatlaksa veya başka bir şehri gösteriyorsa, o toplum kendi gerçekliğine yabancılaşır. Biz, yirmi yıl boyunca bu aynayı Ankara’ya, Ankaralıya ve Ankara’nın geleceğine tutmaya gayret ettik.

Neden Yerel Basın?

Günümüzde bilginin hızla tüketildiği, yerelliğin küresel kalıplar içinde eridiği bir dönemden geçiyoruz. Oysa bir şehrin ruhunu besleyen, yerel basının o şehrin dokusuna dokunan kalemidir. Ankara Şehir Gazetesi olarak, 20 yıldır Ankara’nın değerlerini savunurken aynı zamanda modern dünyanın getirdiği değişimlere de ayak uydurmaya çalıştık. Dijitalleşme ile birlikte habercilik anlayışımız değişti belki ama değişmeyen tek bir şey kaldı: Ankaralılık bilinci.

Bizim için “başkent haberciliği” demek, vatandaşın derdiyle dertlenmek, şehrin yeşilini korumak, tarihini geleceğe taşımak demektir. Bir esnafın siftahı, bir mahalle muhtarının çabası, bir gencin başarı hikayesi bizim manşetlerimizi ulusal ajansların popüler haberlerinden daha fazla süslemiştir. Çünkü biz biliyoruz ki, bir şehrin gerçek sahibi, o şehrin sokaklarında ayak izi olanlardır.

Yerel Yayıncılığın Geleceği ve Destek Çağrısı

Bugün, yerel basının ayakta kalma mücadelesi, aslında bir demokrasi mücadelesidir. Yerel basının zayıfladığı bir yerde, toplumun denetim mekanizmaları zayıflar, şehir kendi tarihini unutur. Bizim gibi kurumlar, kâr amacı güden birer işletmeden ziyade, şehrin tarihsel sürekliliğini sağlayan birer hafıza deposudur.

Bu vesileyle, okurlarımıza, destekçilerimize ve tüm Ankaralılara bir çağrıda bulunmak istiyorum: Şehrinizin yerel yayınına, yerel gazetecinize, yerel esnafınıza sahip çıkın. Gazeteniz, şehrinizin vicdanıdır. Bizler, Hüseyin Akın ve Ankara Şehir Gazetesi ekibi olarak, ilk günkü kararlılığımızla bu şehrin hikayesini yazmaya devam edeceğiz. Ankara, yirmi yıl önce başladığımız bu yolculukta bizim yoldaşımızdı; şimdi ise beraber yaşlanıp olgunlaştığımız bir yaşam arkadaşı oldu.

Ankara’nın sesi, yerel basının güçlü kalemiyle daima yüksek çıkacaktır. Biz buradayız, şehrimizin yanındayız.

Hüseyin Akın

Ankara Şehir Gazetesi İmtiyaz Sahibi