8 Kasım 2026 Pazar Ankara 5°C Parçalı bulutlu
SON DAKİKA
Özel Haber SON DAKİKA

Çocuklarda Kaygının Görünmeyen Yüzü

Psikolog Öykü Kama, çocuklarda kaygının ortaya çıkış nedenlerini, belirtilerini ve ailelerin bu süreçte nasıl bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini anlattı.

Hüseyin Akın Ankara Güncelleme: 3 dk okuma
Çocuklarda Kaygının Görünmeyen Yüzü

SELDA ÇAKMAK/ ŞHA 

Çocuklarda kaygının nedenlerini ve belirtilerini anlatan Psikolog Öykü Kama, “Lino ve Kaygı” kitabıyla da çocukların bu duyguyu tanımalarına ve baş etmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor.

Çocuklarda kaygı, farklı durumlarda ve çeşitli belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Özellikle anneden ayrılma, okul yaşamı ve akranlarla sosyal etkileşim sırasında görülebilen kaygı, çocukların günlük yaşamlarını etkileyebiliyor. Çocuk ve ergenlerle çalışan Psikolog Öykü Kama, çocukların yaşadıkları kaygıyı tanımalarının ve bu duyguyla baş etmeyi öğrenmelerinin önemini anlattı.

Kama, çocuklarla yaptığı çalışmalarda kaygının onlar için soyut ve anlaşılması güç bir duygu olduğunu gözlemlemesi üzerine “Lino ve Kaygı” kitabını hazırladı. Çocuklara kaygının ne olduğunu, nasıl hissedildiğini ve kaygı ortaya çıktığında neler yapabileceklerini anlatmayı amaçlayan kitapta, duygu bir hikâye aracılığıyla somutlaştırılıyor. Kitapla çocukların yaşadıkları bedensel ve duygusal deneyimleri tanımalarına yardımcı olunması hedefleniyor.

ÇOCUKLARDA KAYGI FARKLI BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKIYOR

Çocuklarda kaygının farklı durumlarda görülebildiğini belirten Kama, özellikle anneden ayrılma ve akranlarla sosyal etkileşim sırasında yaşanan güçlüklerin kaygıyla ilişkili olabileceğini ifade etti.

Okulun ilk gününde annesine yapışan, ağlayan ve okula gitmek istemeyen çocuklarda ayrılma kaygısı görülebiliyor. Sosyal ortamlarda ise çocuğun sınıfta parmak kaldırmaması, arkadaşlarıyla iletişim kurmaması veya parkta yeni çocuklarla tanışmaktan kaçınması sosyal kaygıyla ilişkili olabiliyor.

Kama, kaygılı çocukların içe dönebildiğini, konuşmaktan kaçınabildiğini veya fısıltıyla konuşabildiğini belirtti. Bu davranışlar, çocukların kaygı karşısında gösterebildiği belirtiler arasında bulunuyor.

KAYGININ OLUŞUMUNDA BİRDEN FAZLA ETKEN BULUNUYOR

Çocuklarda kaygının oluşumunda biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte rol oynadığını belirten Kama, tutarsız ebeveyn tutumlarının, erken dönemde yaşanan olumsuz akran deneyimlerinin ve çocuğun bazı bireysel yatkınlıklarının kaygıyla baş etmeyi zorlaştırabildiğini ifade etti.

Çocuğun gelişim sürecinde karşılaştığı sosyal deneyimler ve aile ortamındaki tutumlar, kaygıyla baş etme becerisini etkileyebiliyor. Özellikle erken yaşlarda yaşanan olumsuz akran deneyimleri, çocuğun diğer çocuklarla iletişim kurmasını ve sosyal ortamlarda kendisini rahat hissetmesini zorlaştırabiliyor.

AİLE VE ÖĞRETMENLERİN YAKLAŞIMI ÖNEM TAŞIYOR

Kaygı yaşayan çocuklara yaklaşımda ailelerin ve öğretmenlerin tutumunun önemli olduğunu belirten Kama, çocukların korkularının küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.

Çocuğa “Bunda korkacak ne var?”, “Abartıyorsun” veya “Korkma” gibi ifadelerle yaklaşmanın kaygıyı ortadan kaldırmadığını belirten Kama, çocuğun yaşadığı duygunun fark edilmesi ve anlaşıldığının hissettirilmesi gerektiğini kaydetti.

Çocuğa her zaman doğrudan bir çözüm sunulamayabileceğini ifade eden Kama, yalnızca duygusunun görüldüğünü ve anlaşıldığını hissetmesinin de rahatlatıcı olabileceğini belirtti. Bu nedenle ailelerin ve öğretmenlerin çocuğun yaşadığı korkuyu önemsizleştirmek yerine duygusunu ifade etmesine imkân tanıması gerekiyor.

KAÇINMA DAVRANIŞLARI DESTEKLENMEMELİ

Kaygılı çocuklara duygusal destek verilmesi gerektiğini ancak her kaçınma davranışının desteklenmemesi gerektiğini belirten Kama, çocuğun korktuğu durumlardan sürekli uzaklaştırılmasının kaygıyı pekiştirebileceğini ifade etti.

Çocuğun kaçındığı durumlarla bir anda ve zorlayıcı biçimde karşılaştırılması yerine küçük ve cesaretlendirici adımlarla ilerlenmesi gerektiğini belirten Kama, aşamalı yüzleşmelerin önemini anlattı.

Bu yaklaşımda çocuğun kaygı duyduğu durumlarla kendi hızında karşılaşması ve bu süreçte desteklenmesi esas alınıyor. Çocuğun her kaçınma davranışının kabul edilmesi yerine, kaygıyla baş edebilmesi için uygun adımlar atılması gerekiyor.

KAPLUMBAĞA METAFORUYLA KAYGI ANLATILIYOR

“Lino ve Kaygı” kitabında kaplumbağa metaforuna da yer veriliyor. Kaplumbağanın kabuğuna çekilmesi, kaygı veya güvensizlik yaşayan çocuğun içe kapanmasını ve sessizleşmesini temsil ediyor.

Metafor aracılığıyla çocuğun kendisini korumak amacıyla zaman zaman geri çekilebileceği anlatılıyor. Bununla birlikte çocukların kabuklarına çekildikten sonra yeniden cesaretle adım atabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri mesajı veriliyor.

Kaplumbağanın yeniden kabuğundan çıkması, hikâyede çocukların kaygı hissettikleri durumlarda da adım atabilecekleri düşüncesini aktarıyor.

KAYGI ÇOCUĞUN YAŞAMINI ETKİLİYORSA UZMAN DESTEĞİ ALINMALI

Çocuklarda kaygının uzun süre devam etmesi, birden fazla ortamda görülmesi ve çocuğun yaşamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması öneriliyor.

Özellikle yoğun kaygı yaşayan çocuklarda sürecin bir psikolog eşliğinde yürütülmesi gerektiğini belirten Kama, çocuğun yaşadığı kaygının değerlendirilmesinin önemini ifade etti.