4 Kasım 2026 Çarşamba Ankara 15°C Sağanak
SON DAKİKA
Esma ACER  KARAKAN Esma ACER KARAKANAraştırmacı -YazarTüm yazıları ›
KÖŞE YAZISI

Savaştığımız yer, ait olduğumuz yer midir?

1 dk okuma

İNSAN, AİT HİSSETTİĞİ YERDE MUTLUDUR

İnsanın huzuru, kendini kabul ettirmek için savaşmadığı; olduğu gibi var olabildiği yerde başlar.

Bir yerde kalabilmek için bu kadar mücadele ediyorsak, orası gerçekten bizim yerimiz midir?

İnsan kabul görmek için neden sürekli kendinden ödün verir? Anlaşılmak için susar, sevilmek için değişir. Biraz daha değerli hissetmek uğruna kendi sesini, düşüncelerini, hatta bazen kendini bile geride bırakır.

Friedrich Nietzsche'nin “Olduğun kişi ol” sözü gelir aklıma. Psikolog Carl Rogers ise şöyle der: “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde değişebilmem mümkün olur.”

Belki de insanın önce kendisiyle barışması, sonra da çevresiyle olduğu gibi var olabilmesi gerekir.

Peki, biz başkalarını oldukları gibi kabul edebiliyor muyuz? Neden insanları değiştirmeye, kendi doğrularımıza göre şekillendirmeye çalışıyoruz? Herkes bizim gibi düşünmek, bizim gibi yaşamak zorunda mı?

Oysa insan, ait hissettiği yerde kendini saklamaz. Düşüncelerini özgürce ortaya koyar, benliğini yaşar. Kabul gördüğünü hissettiğinde huzur bulur, mutlu olur.

Ait hissedemediği bir yerde ise ne kadar çabalarsa çabalasın eksik kalır. Sürekli kendini anlatmak, kabul ettirmek ve varlığını kanıtlamak zorunda hisseder.

Belki de mesele, bulunduğumuz yerde kalabilmek için savaşmak değil; orada kendimizi ait hissedebilmektir.

Çünkü insan, kendinden vazgeçerek bir yere ait olamaz. Ait olduğumuz yerde kabul görür, kabul gördüğümüz yerde kendimiz oluruz.