0:00
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı zirvede ekonomi politikalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonla mücadele sürecine yönelik eleştirileri yanıtlayan Şimşek, düşük enflasyonun sürdürülebilir büyüme için temel şart olduğunu vurguladı.
“DURALIM YAKLAŞIMI MİYOPİK”
Enflasyonla mücadelede geri adım atılması gerektiğine yönelik görüşleri eleştiren Şimşek, bu yaklaşımın kısa vadeli ve gerçekçi olmayan bir bakış açısı olduğunu belirterek, “Bu enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Çünkü, kalıcı, sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü, tabii ki düşük enflasyondur” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE BORÇLULUKTA AVANTAJLI”
Türkiye’nin borçluluk oranlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Şimşek, ülkenin bu alanda avantajlı bir konumda olduğunu ifade ederek şu sözleri kaydetti:
“Bizde borçluluk çok yüksek değil. Ne hane halkının ne devletin ne şirketlerin ne de finans sektörünün. Şimdi bu bize ne anlatıyor? Türkiye’nin yine bu küresel meydan okumalardan bir tanesi olan borçluluk noktasında avantajlı olduğunu gösteriyor. Hane halkı ve reel sektörün borcu düşük olduğu için biz eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır”
YAPAY ZEKA VE KÜRESEL DÖNÜŞÜM VURGUSU
Konuşmasında yapay zekanın ekonomik etkilerine de değinen Şimşek, bu alandaki dönüşümün doğru yönetilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Artan gelir ve servet eşitsizliği riski, ülke içinde, ülkeler arasında ciddi bir risk. Bölgeler arası dengesizlikler ciddi risk. Yapay zeka verimliliği artırarak refahı artırabilir ama onun dışındaki etkilerin yönetilmesi gerekir. Şimdi tabii otonom, yani robotlar, otonom sistemler dedik, oturup şikayet edeceğimize, sanayicimiz için söylüyorum, daha çok erken aşamadayız. Küresel robot piyasası, 100 milyar dolar civarı bir piyasa. Az bir piyasa değil ama küresel ekonomi için ufak bir piyasa. Bu piyasa, 2050’ye kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim üniversitelerimizin, sanayicilerimizin oturup bu trendleri ıskalamaması lazım. Bunlara odaklanması lazım. Çünkü katma değer burada, kar marjları burada, en azından orta vadede. Dolayısıyla fırsat pencereleri Türkiye için büyük. Yapay zekanın hukuk, sosyal bilimler, yönetim gibi alanları çok daha dramatik bir şekilde etkilemesi bekleniyor ama el yordamıyla yapılan işlere etkisi daha düşük görülüyor.”
“ŞİKAYET YERİNE FIRSATLARA ODAKLANMALIYIZ”
Küresel ekonomideki fırsatlara dikkat çeken Şimşek, Türkiye’nin bu alanlarda avantaj yakalayabileceğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Biz fırsat penceresine bakacağız. Sağlık turizmi, yaşlı bakım hizmetleri şu an 4,2 trilyon dolarlık bir pazar. Orta vadede 8,5 trilyon dolara çıkıyor. Dolayısıyla her yerde fırsat var. Meydan okumalar var ama fırsatlar da var. Önemli olan şikayeti bırakıp bu fırsatlara odaklanmak. Biz turizmde çok iyi bir ülkeyiz, sağlıkta çok iyi bir noktadayız. İkisini birleştirelim, buyurun size muazzam fırsat. Şimdi küresel ısınma bir realite dedik. Bunu ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Birçok ülkede, Türkiye dahil, su stres seviyesi yüksek. Bütün bunlar bizim tabii ki değişim, dönüşüm yapmamızı gerektiriyor. Hükümetlerimiz döneminde sulama yatırımlarına çok ciddi kaynak ayırmışız. 108 milyar dolarlık yatırım yapılmış sadece sulamaya. Biz burada da seyirci değiliz. Tabii ki birçok anlamda tedbir lazım. Yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerjide Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bunu ben söylemiyorum, uluslararası akademisyenler söylüyor. Küresel temiz enerji yatırımları da yine ikiye katlanacak. Daha fazla artacak. Yani 2 trilyon dolar civarından 4,5 trilyon civarına çıkacak”
“BU PROGRAM OLMASAYDI ENFLASYON NEREYE GİDERDİ?”
Uygulanan ekonomi programının önemine değinen Şimşek, geçmişte yaşanan riskleri hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ülkenin bir ödemeler dengesi stresine girmemesi, enflasyonun 3 haneye gitmemesi için çok ciddi bir çaba gösterilmesi gerekiyordu. Çok kolay söylemler var, ‘enflasyon şuradaydı da şimdi buraya gelmiş’, tamam da bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi sorusunu tabii sormak için biraz kafa yormak gerekiyor. Kolaycı yollar her zaman tercih ediliyor. Şimdi dolayısıyla ilk yılı biz böyle geçirdik, o geride kaldı.”
“ÜÇÜNCÜ EVRE ÖNÜ AÇIK BİR SÜREÇ”
Ekonomi programının aşamalarına değinen Şimşek, mevcut sürecin esnek bir yapıya sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Enflasyonu azaltmaya başlamak, bütçe açığını azaltmak, cari açığı azaltmak, KKM’den çıkış. KKM çok önemli bir koşullu yükümlülüktü. İkinci evreyi de geriye bıraktık ve ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık, sonuç aldık. Şimdi üçüncü evre var. Üçüncü evre ise biraz önü açık bir evre. Normalde 2027 sonu diye bekliyorduk bu evrenin tamamlanması için. Fakat gerek geçen sene yaşanan şoklar, gerek bu sene çok daha devasa bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu şoklar tabii üçüncü evreyi etkiliyor. Bu bir bahane de değil, bu bir gerçeklik. Bütün dünya şu anda bu şokun etkileriyle mücadele edecek, bunları yönetecek”
“REFORMLARLA KALICI HALE GELECEK”
Programın kalıcı başarısının reformlara bağlı olduğunu vurgulayan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
“Politikayla bir yere varırsınız. Para politikası, maliye politikası gibi ama bunu kalıcı hale getirmenin tek yolu var, o da reformdur, dönüşümdür. Bu reel sektörde de dönüşüm gerekiyor, kamuda da dönüşüm gerekiyor. Genel anlamda bir reform çabası gerekir. İkincisi, tabii burada tek haneli enflasyon, cari açığın kalıcı olarak sorun olmaktan çıktığı, bütçe açıklarının kalıcı olarak yüzde 3’ün altına düştüğü ve verimlilik ve rekabet gücünün kalıcı bir şekilde arttırıldığı bir dönem. Şimdi bu döneme ilişkin vizyonumuzda zerre değişiklik yok ama tabii ki bu dönemin ne kadar süreceği meselesi, tabii ki dış gelişmelerin bir fonksiyonudur. Burada da bizim söylediğimize aykırı bir şey yok”
“ENFLASYONDA DÜŞÜŞ TRENDİ SÜRECEK”
Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirme yapan Şimşek, düşüş eğiliminin devam edeceğini belirterek şu sözleri kaydetti:
“Dezenflasyon 2024’te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak 1-2 ay bu son gelişmeler etkiler ama enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım. Gelir dağılımının kötüleştiği dönemler var son 20-25 yılda. İyileştiği dönemler var. Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başlamıştır ama tabii ki daha gideceğimiz mesafe var”
“DEPREM YÜKÜNE RAĞMEN DENGE SAĞLANDI”
Deprem sonrası ekonomik tabloya da değinen Şimşek, yapılan harcamalara rağmen mali disiplinin korunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Geçen sene sonu itibariyle 90 milyar dolar para harcandığını aktaran Şimşek, ‘Bunu piyasalara hissettirtmeden, önemli bir şok yaşatmadan, bu imkanları biz ilgili Bakanlığa aktardık, ilgili birimlere aktardık ve bu 455 bin konut teslim edildi. Şimdi devam eden 166 bin var. Bu sene içerisinde onlar da tamamlanmış olacak. Dünyada bu kadar büyük bir yükün altından bu kadar rahat bir şekilde çıkışı başaran kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Ama bu önemli bir kazanım. Çabuk unutuyoruz. Bu deprem yaralarının sarılmasına rağmen, 90 milyar dolar para harcamamıza rağmen, EYT’nin sisteme etkisine rağmen, bakın bütçe açığı yüzde 5,1’den yüzde 3’ün altına düştü. Yüzde 3’ün altı zaten idealdir'”
Kaynak: HABER MERKEZİ, AA


Bir yanıt yazın