0:00
Son yıllarda estetik dünyasında en dikkat çeken değişim, dolgu ve botoks uygulamalarının başlama yaşının giderek düşmesi oldu. Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Dolgu botoks uygulamalarında en aktif yaş grubu 35 ila 50 yaş arasında yapılıyor” ifadesini kullandı.
Özellikle 25-35 yaş aralığındaki bireyler, henüz belirgin kırışıklıklar oluşmadan önce mimik kaslarını kontrol altına almak ve ciltte oluşabilecek izleri geciktirmek amacıyla botoksa yöneliyor. Bu yaklaşım, “önleyici estetik” olarak adlandırılıyor ve özellikle şehirli, aktif sosyal yaşamı olan bireyler arasında yaygınlaşıyor. Uzmanlar, bu yaş grubunun estetik uygulamalara daha bilinçli yaklaştığını, internet ve sosyal medya üzerinden bilgi edinerek karar verdiğini belirtiyor.
ZİRVE DÖNEM
Dolgu ve botoks uygulamalarının en yoğun şekilde tercih edildiği yaş aralığı ise 30-45 olarak öne çıkıyor. Bu dönemde hem mimik çizgileri belirginleşmeye başlıyor hem de yüz hatlarında hacim kaybı gözle görülür hale geliyor. Özellikle alın çizgileri, kaş arası kırışıklıkları, göz çevresi kaz ayakları ve nazolabial çizgiler bu yaş grubunda en sık müdahale edilen bölgeler arasında yer alıyor. Aynı zamanda dudak dolgusu, elmacık kemiği belirginleştirme ve çene hattı düzenlemeleri de bu yaş grubunda oldukça yaygın. Uzmanlara göre bu yaş aralığındaki kişiler, hem genç görünümü korumak hem de daha dinamik bir yüz ifadesi elde etmek amacıyla estetik uygulamalara yöneliyor.
45 YAŞ ÜZERİNE KAPSAMLI
45 yaş ve üzerindeki bireylerde ise dolgu ve botoks uygulamaları daha çok “yeniden yapılandırma” ve “gençleştirme” amacıyla tercih ediliyor. Bu yaş grubunda cilt elastikiyetinin azalması, yer çekiminin etkisiyle yüz hatlarının aşağı doğru sarkması ve derin kırışıklıkların oluşması, daha kapsamlı estetik planlamaları beraberinde getiriyor. Estetisyenler, bu yaş grubunda yapılan işlemlerde en önemli hedefin doğal görünümü korumak ve yüz ifadesini bozmadan taze bir görünüm sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu nedenle uygulamalar genellikle daha dengeli ve kombine şekilde planlanıyor.
SOSYAL MEDYA VE GÖRÜNÜM ALGISI ETKİYİ ARTIRIYOR
Estetik uygulamalara olan ilginin artmasında sosyal medyanın etkisi oldukça büyük. Filtrelerle kusursuzlaştırılmış yüzler, pürüzsüz cilt algısı ve sürekli görünür olma hali, özellikle genç kuşak üzerinde ciddi bir etki yaratıyor. Güzellik uzmanları, bu durumun bazı bireylerde “kusursuz görünme baskısı” oluşturduğunu ve estetik uygulamalara yönelimi hızlandırdığını ifade ediyor. Bununla birlikte artık erkeklerin de estetik uygulamalara ilgisinin arttığı, özellikle botoksun erkekler arasında da yaygınlaştığı dikkat çekiyor.
“HER YAŞTA GEREKLİ DEĞİL”
Her ne kadar estetik uygulamaların yaşı düşmüş olsa da estetisyenler gereksiz ve bilinçsiz müdahalelere karşı uyarıyor. Cilt yapısı, genetik faktörler, yaşam tarzı ve çevresel etkilerin her bireyde farklı sonuçlar doğurduğunu belirten uzmanlar, estetik işlemlerin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini vurguluyor. Erken yaşta yapılan yanlış uygulamaların ilerleyen yıllarda daha büyük sorunlara yol açabileceği ifade edilirken, işlemlerin mutlaka uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.
ESTETİKTE YENİ DÖNEM: DOĞALLIK ÖN PLANDA
Günümüzde estetik uygulamalarda en önemli trendlerden biri de “doğal görünüm” olarak öne çıkıyor. Aşırı dolgu veya mimik kaybına neden olan botoks uygulamalarından uzaklaşılarak, yüzün doğal yapısını koruyan ve kişiyi daha dinamik gösteren işlemler tercih ediliyor. Bu yaklaşım, estetik dünyasında yeni bir anlayışın benimsendiğini ortaya koyuyor.
Genel tabloya bakıldığında dolgu ve botoks uygulamalarında en yoğun talebin 25-45 yaş aralığında toplandığı görülürken, değişen güzellik algısı ve teknolojik gelişmelerle birlikte bu alandaki ilginin önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
Muhabir: BEYZA COŞKUN


Bir yanıt yazın