Ekoloji

“Köy Hakkı” Yaşam Hakkıdır!

Aşağıdaki metin, Karıncalar Ekoloji Ağı’ndan İsmail Akyıldız tarafından, Galata Forumu’nda yaptığı konuşma temel alınarak kaleme alınmıştır. Metin, söz konusu forumda ilk kez dile getirilen ve 21 Şubat 2026 tarihinde bu yazı...

8 dk okuma 0
Paylas:

Sesli Haber

0:00



Aşağıdaki metin, Karıncalar Ekoloji Ağı’ndan İsmail Akyıldız tarafından, Galata Forumu’nda yaptığı konuşma temel alınarak kaleme alınmıştır. Metin, söz konusu forumda ilk kez dile getirilen ve 21 Şubat 2026 tarihinde bu yazı ile geliştirilen Köy Hakkı kavramını tanıtmakta ve formüle etmektedir.

Bu bağlamda metin, Türkiye ekoloji hareketleri tarihinde yeni bir kavramsal ve siyasal çerçevenin ortaya çıkışını işaret eden kurucu bir katkı olarak değerlendirilebilir. Metin, kırsal mücadelelerin yalnızca çevresel bir direnç hattı olarak değil, aynı zamanda Yaşam Hakkı temelli daha geniş bir hak mücadelesinin parçası olarak ele alınmasına yönelik bir eğilimi ortaya koymaktadır.

Yazar, hâlihazırda “Küresel Saldırıya Karşı: KÖY HAKKI” başlıklı bir kitap çalışmasını sürdürmektedir.

“Köy Hakkı” Yaşam Hakkıdır!

Yaşam Hakkı: Köy ve Kent Dayanışmasının Ortak Zemini

Akbelen’den İstanbul’a: Dayanışma Çağrısının Zemini

Akbelen Ormanı’nın hemen bitişiğinde yer alan ve köylülerin zeytinlikleri, tarım alanları ile su havzalarıyla doğrudan bağlantılı olan İkizköy ve çevre köyleri, Nejla Işık ve Esra Işık aracılığıyla, acele kamulaştırmaya karşı İstanbullulara yönelik bir dayanışma çağrısında bulunmuştur. Bu çağrı aynı kişiler tarafından, Karıncalar Ekoloji Ağı’nın çevrimiçi olarak gerçekleştirilen aylık toplantısında yeniden dile getirilmiştir.

Bunun üzerine İstanbul’da yaşayan yaşam savunucuları tarafından “Akbelen İstanbul Dayanışması” (AİD) grubu oluşturulmuştur. Bu grubun ilk kolektif eylemi, 12 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen ve yaygın olarak “Galata Forumu” olarak anılan “Acele Kamulaştırmaya Karşı Yaşam Hakkı Forumu” olmuştur.

Galata Forumu ve Halkın Köy-Kent Dayanışmasına Dair Ortak Sezgisi

Foruma Muğla, İkizköy ve çevre köylerden katılım sağlanmıştır. Katılımcılar arasında Karacahisar köyünden Ayşe Günay da yer almış ve yaptığı konuşmada şu temel ilkeyi dile getirmiştir: “Köy olmadan kent olmaz, kent olmadan köy olmaz.”

Bu ifade, Bergama’dan Karadeniz köylerine, Kazdağları’ndan Akbelen’e uzanan daha geniş bir direniş hattının kurucu mantığını yansıtmaktadır. Türkiye’de ekoloji hareketinin tarihsel kazanımları, büyük ölçüde köy-kent dayanışması üzerinden ortaya çıkmıştır. Köylüler ile kentliler arasındaki ittifaklar, Yaşam Hakkı etrafında şekillenmiştir. Köy Hakkı ve Kent Hakkı için yürütülen mücadeleler, bu ortak zeminde kesişmektedir.

Türkiye Ekoloji Hareketinin Tarihsel Dersi: Köy-Kent Dayanışması

Bugüne kadar ekoloji hareketinde kazandığımız her hak, büyük oranda köylülerin ve kentlilerin bir araya gelerek birlikte mücadele vermesiyle kazanılmıştır. Bergama’dan Akbelen Ormanı’na kadar köy/kent dayanışmasının belirleyici gücü, somut olarak pek çok direniş alanında karşımıza çıkmıştır. Bu birlikteliğin zirvesi Akbelen direnişidir. Eğer Akbelen Ormanın’da mülksüzleştirmeye, acele kamulaştırmaya karşı zafer kazanilacaksa bu yine köy/kent dayanışması sayesinde olacaktır. Dün nasıl birlikte kazandıysak, yarının kazanımları da bu birliktelikte olacaktır. İkizköylüler bu hakikatın farkında olarak İstanbul’a gelmiştir.

Köy Hakkı ve Kent Hakkı’nın Ortak Zemini: Yaşam Hakkı

Köy Hakkı ile Kent Hakkı birbirine karşı değil, birbirini tamamlayan iki temel haktır. Bu iki hakkın ortak özü ise Yaşam Hakkıdır. Yaşam hakkı; toprağın korunmasıdır, suyun özgür akmasıdır, ormanların kesilmemesidir, gıdanın zehirlenmemesidir, havanın kirletilmemesidir.

Kazdağları’nda tutulan nöbet, Akbelen Ormanı’nda zeytinlikleri savunan köylüler, Karadeniz’de derelerini koruyan köyler; bütün bu mücadeleler bize aynı hakikati göstermiştir. İkizköy’ün yorulmak nedir bilmeyen direnişçilerinden Ayşe Günay’ın, söylediği gibi: “Köy olmadan kent olmaz, kent olmadan da köy olmaz.”

Evet, köy olmadan kent yaşayamaz. Kentli aktivistlerin desteği ve direnişi olmadan da köy ayakta kalamaz. Türkiye’de ekoloji hareketinin tarihsel dersi budur; kentlerde verilen yaşam mücadeleleri köylerde verilen mücadelelerden ayrı değil aynı kökten filizlenen dallar, aynı dağın iki yamacı, aynı yaşam bütününün parçalarıdır. Akbelen’de toprağa yönelen saldırı, İstanbul’da gıdaya ve sağlığa yönelmiş demektir. Bu nedenle Kent Hakkı ile Köy Hakkı karşı karşıya değil, aynı Yaşam Hakkı’nın iki ifadesidir. Kent Hakkı, barınma, kamusal alan, temiz hava ve adil yaşam talebini yükseltirken; Köy Hakkı, toprağın, suyun, ormanın ve üretim alanlarının korunmasını savunur. Bu haklar dışarıdan lütfedilmiş değil; birlikte yaşayarak, üreterek ve direnerek tarihsel olarak inşa ettiğimiz kolektif haklarımızdır.

Köy Hakkını Tanımlamak: Toprak, Su, Orman ve Müşterekler

Bu nedenle gelin hep birlikte, Kent Hakkı gibi Köy Hakkı’nı da köklü bir biçimde tanımlayalım, kavramsallaştıralım. Köy Hakkı; toprağın yalnız mülkiyet değil yaşam alanı olduğunu kabul eden, suyun ticari meta değil müşterek varlık olduğunu savunan, ormanı, merayı, zeytinliği, yaylayı ortak geleceğimiz sayan, köyde yaşayanların kendi yaşam alanları üzerinde söz ve karar hakkını esas alan, belleği, kültürel değerleri savunan bir yaşam hakkıdır.

Kırsal Mücadelenin Yeni Kavramsal Eşiği: Köy Hakkı

Unutmamalıyız ki verdiğimiz mücadele yalnız bir vadinin, bir mahallenin, bir ormanın mücadelesi değildir. Bu mücadele gezegende, küresel ölçekte yürütülen yaşam mücadelesinin parçasıdır.

Bu yazı ile birlikte “Köy Hakkı” kavramını, kırsalın ve müştereklerin hak temelli savunusunun adı olarak ortaya koyuyoruz.

Kent Hakkı ve Köy Hakkı; insan hakları ile doğa haklarının kesiştiği zeminde yükselen yaşama haklarıdır. Bugüne kadar bize kazanım getiren şey, bu hakların meşru haklar olarak değerlendirilerek ortak bir zeminde buluşturulması olmuştur. Bugün bunu anlaşılır ve basit bir şekilde ifade edebiliyoruz.

Köy Hakkı Neden Yaşam Hakkıdır?

Köy Hakkı; köylülerin ve kırsal toplulukların topraklarında yaşama, üretim yapma, suya, ormana ve tüm müştereklere sahip çıkma ve yaşam alanları üzerinde söz sahibi olma hakkıdır. Bu hak, yalnızca korunma talebi değil; aynı zamanda yaşamın yeniden üretildiği alanların tanınması ve savunulmasıdır.

Hiçbir Köy Mücadelesi Tek Başına Kazanmadı

Şimdi bu hakları daha açık, daha güçlü bir biçimde formüle etme zamanıdır.Haklarımızı yalnız savunmakla kalmayalım; onları ortak bir dilde tanımlayalım, müşterek bir bilinçte birleştirelim, mücadelemizi bu zemin üzerinde büyütelim.

Bugün maden sahasında, yarın imar planında; bugün derede, yarın kent meydanında… Savunulan aynı haktır: Yaşam hakkı; yaşamımızı sürdürebilme hakkı!

Çünkü Köy Hakkı, yalnızca köyde yaşayanların hakkı değildir. Bu hak, gıdanın, suyun, doğanın ve yaşamın sürekliliğine bağlı olan herkesin hakkıdır. Köylerin tasfiyesi, yalnızca bir yerleşim biçiminin değil, yaşamın kendisinin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bu nedenle Köy Hakkı, günümüzün en temel ve kurucu yaşam hakkı taleplerinden biridir.

Bugüne kadar hiçbir köy mücadelesi tek başına kalıcı bir kazanım sağlayamadı. Köylülerin topraktan gelen direnci, kentlerdeki dayanışma ağlarıyla buluştuğunda güçlendi. Aynı şekilde, köylerin dinamik gücü ve üretici enerjisi olmadan kentsel mekanlarda da kalıcı kazanımlar elde etmek mümkün olmadı. Türkiye’de ekoloji mücadelesinin gerçek kazananı, köy ile kentin kurduğu dayanışmanın kendisi oldu. Bu mesele yalnızca bir çevre/ekoloji sorunu değildir, bir kalkınma tartışması ya da bir kimlik meselesi de değildir. Bu, doğrudan doğruya yaşam hakkı meselesidir. Çünkü yaşam hakkı; toprağın, suyun, havanın, barınmanın ve üretimin ortak savunusudur. Ve bu hak, birlikte yaşayarak, üreterek ve direnerek farkına vardığımız, var ettiğimiz ve vazgeçemeyeceğimiz ortak değerimizdir. ****

Sonuç: Kent Hakkı Varsa Köy Hakkı da Vardır

Şimdi birlikte söyleyelim:

Kent hakkı varsa
Köy hakkı da vardır!
Her ikisinin de ortak zemini
Yaşam hakkımızdır!..

Köy Hakkı Yaşam Hakkıdır

Esra ve Akbelen Direnişçileri

12 Şubat 2016 tarhli Galata Forumu’ndan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir