Sağlık

Türkiye’yi bekleyen yeni sağlık krizi: 400 bin vaka riski

Uzmanlar, karaciğer yağlanmasındaki hızlı artışın sirozu tetiklediğini belirterek, Türkiye’de önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 400 bin yeni vaka riski olduğuna dikkat çekiyor.

3 dk okuma 0
Paylas:

Sesli Haber

0:00



Karaciğerin sertleşmesi, yapısının bozulması ve görevlerini yerine getiremez hale gelmesiyle ortaya çıkan siroz, Türkiye’de giderek büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, karaciğer yağlanmasındaki hızlı artışa dikkat çekerek, önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık 400 bin kişinin siroz riskiyle karşı karşıya kalabileceğini açıkladı.

Sirozun Nedeni Değişti

Geçmişte siroz vakalarının büyük bölümünün viral hepatitlere bağlı geliştiğini belirten Prof. Dr. Yaprak, aşılama ve yeni tedaviler sayesinde bu nedenlerin büyük ölçüde gerilediğini ifade etti. Ancak modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının, karaciğer yağlanmasını hızla artırdığını vurguladı.

Prof. Dr. Yaprak, 2000’li yılların başında toplumda karaciğer yağlanması oranının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu, günümüzde ise bu oranın yüzde 40’a ulaştığını belirterek, dört katlık artışın ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

“Karaciğer Vücudun Kimya Fabrikasıdır”

Karaciğerin hayati görevlerine dikkat çeken Prof. Dr. Yaprak, “Karaciğer; protein üretimi, safra salgılanması, bilirubinin atılması, pıhtılaşma faktörlerinin sentezi ve karbonhidrat ile yağ metabolizmasının merkezidir” dedi. Siroz geliştiğinde bu fonksiyonların tamamının ciddi şekilde bozulduğunu belirten Yaprak, bu nedenle hastalığın yalnızca karaciğeri değil, tüm vücudu etkilediğini ifade etti.

Metabolik Sendrom Riski Büyütüyor

Karaciğer yağlanmasının metabolik sendromun bir parçası olduğuna dikkat çeken Yaprak, obezite, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve karın içi yağlanmanın bu tabloyu oluşturduğunu söyledi.

Karaciğer hücrelerinin yüzde 5’inden fazlasının yağla yer değiştirmesi durumunda yağlanmadan söz edildiğini belirten Yaprak, sürecin ilerlemesi halinde iltihaplanmanın eklenerek NASH (alkole bağlı olmayan steatohepatit) tablosunun geliştiğini aktardı. Yağlanması olan hastaların yüzde 25-30’unda NASH, bu grubun ise yaklaşık yüzde 10’unda siroz geliştiği bilgisi paylaşıldı.

10 Yılda 400 Bin Yeni Vaka Öngörüsü

Türkiye için çarpıcı bir projeksiyon paylaşan Prof. Dr. Yaprak, karaciğer yağlanması olan bireylerin yaklaşık yüzde 1’inin 10 yıl içinde siroz geliştireceğinin öngörüldüğünü belirtti. Bu oranın, önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 400 bin yeni siroz hastası anlamına geldiğini vurguladı.

Risk gruplarına da değinen Yaprak, erkeklerde bel çevresi 100 cm, kadınlarda 85 cm üzerinde olan, diyabet, hipertansiyon ya da kolesterol yüksekliği bulunan bireylerde karaciğer yağlanması ihtimalinin yüzde 60-70 seviyesinde olduğunu söyledi. Morbid obez bireylerin ise yüzde 90’ında karaciğer yağlanması bulunduğunu ifade etti.

“Yağlanma Geri Döndürülebilir”

Prof. Dr. Yaprak, karaciğer yağlanmasının erken dönemde geri döndürülebilir olduğuna dikkat çekerek, tedavinin temelini yaşam tarzı değişikliğinin oluşturduğunu belirtti. Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi, işlenmiş karbonhidratlardan, fruktoz ve mısır şurubu içeren ürünlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca 14–16 saatlik aralıklı oruç, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş ve kas güçlendirici egzersizlerin önemine vurgu yaptı. Yaprak, 40 yaş üzeri ve kalp hastalığı riski bulunan bireylerin ise egzersize başlamadan önce kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini hatırlattı.

Uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak kalıcı değişikliklerle karaciğer yağlanmasının ve buna bağlı siroz riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğine dikkat çekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir