0:00
İngiltere ve İran bağlantılı bilimsel çalışmaların da yer aldığı güncel literatür taramaları, çay bazlı içeceklerde mikroplastik ve nanoplastik varlığına ilişkin bulguların arttığını gösterdi. Food Chemistry dergisinde yayımlanan kapsamlı inceleme, çay poşetlerinin bu alandaki en dikkat çekici kaynaklardan biri olduğuna işaret etti.
Araştırmada, çay bazlı içecek türlerinin tamamında farklı düzeylerde plastik parçacıklara rastlanabildiği, ancak özellikle poşet çayın daha yüksek salım potansiyeli taşıdığı belirtildi. Bu tablo, günlük tüketimde yaygın biçimde kullanılan çay poşetlerini yeniden tartışmaya açtı.
Her fincanda milyonlarca hatta milyarlarca parçacık tespit edildi
Bilimsel yayınlarda yer alan verilere göre, bazı plastik bazlı çay poşetleri bir fincan sıcak çaya 2,3 milyon mikroplastik ve 14,7 milyar nanoplastik salabiliyor. Bu rakamlar, kullanılan malzeme türüne ve demleme koşullarına göre değişse de, araştırmacılar salımın küçümsenmeyecek düzeyde olduğuna dikkat çekiyor.
Başka çalışmalarda ise polipropilen ve naylon içeren poşetlerden litre başına 100 bin ila 1 milyon arasında nanoplastik salındığı tahmin edildi. Bu sonuçlar, plastik içeren poşetlerin sıcak suya maruz kaldığında yapısal çözünmeye daha açık olabileceğini gösterdi.
Sıcaklık arttıkça salımın da yükselebildiği görüldü
Yakın dönemde PubMed’de özetlenen bir çalışmada, 8 farklı çay poşeti türü farklı sıcaklık ve sürelerde incelendi. Araştırmacılar, sıcaklık yükseldikçe ve temas süresi uzadıkça poşet materyalinden suya geçen parçacıkların miktarında değişim gözlendiğini bildirdi.
Özellikle naylon ve PET benzeri materyallerin kaynar suya yakın sıcaklıklarda daha yüksek salım gösterebildiği yönündeki bulgular, kullanıcıların demleme yöntemiyle ilgili soruları da artırdı. Bu nedenle bilim insanları, yalnızca çayın kendisine değil, poşetin üretildiği malzemeye de dikkat çekiyor.
Araştırmacılar kaynağın poşet malzemesi olabileceğini belirtiyor
Bilimsel değerlendirmelerde, çaya geçen parçacıkların bir bölümünün doğrudan poşetin yapısından kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Bunun yanında, üretim ve paketleme aşamalarındaki çevresel kirlenmenin de ek bir etken olabileceği kaydediliyor.
Bu nedenle bütün poşet çayların aynı düzeyde risk taşıdığı yönünde tek bir sonuca varılmıyor. Ancak plastik içeren filtre yapılarının, kağıt bazlı ürünlere kıyasla daha fazla salım ihtimali taşıdığı yönündeki bulgular öne çıkıyor.
Sağlık etkileri için temkinli dil kullanılıyor
Araştırmalarda, çay poşetlerinden geçen mikroplastik ve nanoplastiklerin potansiyel sağlık etkilerinin halen araştırıldığı vurgulanıyor. Mevcut yayınlar, maruziyet ihtimalini ortaya koysa da, insan sağlığı üzerindeki kesin sonuçların tüm boyutlarıyla netleşmediğini belirtiyor.
Bu nedenle bilim insanları, kamuoyuna sunulan sonuçlarda “kesin zarar” ifadesinden çok, “potansiyel risk” ve “maruziyet kaynağı” çerçevesinde değerlendirme yapıyor. Araştırmaların ortak noktası, gıda ve içecek ambalajlarında kullanılan plastik materyallerin daha yakından incelenmesi gerektiği yönünde birleşiyor.
Uzmanlar yaprak çay ve kağıt poşet seçeneğine dikkat çekiyor
Bilimsel literatüre dayalı yorumlarda, poşet çay yerine yaprak çay kullanımının plastik temasını azaltabilecek seçeneklerden biri olduğu belirtiliyor. Plastik içeren file yapılar yerine kağıt bazlı poşetlerin tercih edilmesinin de salım riskini sınırlamaya yardımcı olabileceği ifade ediliyor.
Bazı araştırmalar ayrıca çay poşetlerinin ön yıkama benzeri basit yöntemlerle mikroplastik kalıntılarını azaltabildiğini gösterdi. Ancak en etkili yaklaşımın, kullanılan poşet materyalini bilmek ve mümkünse plastik içermeyen alternatiflere yönelmek olduğu vurgulanıyor.


Bir yanıt yazın